Onbirinci Suret

Haşir Risalesi · Sayfa 21

KitapHaşir Risalesi
Sayfa21–22
SeviyeAna bölüm

Haşir Risalesi kitabının "Onbirinci Suret" bölümü 21. sayfada başlar. Yukarıdaki okuyucu bu sayfadan açılır; bölümün metni aşağıda basılı nüsha görünümüyle verilmiştir. Kitabın tamamı: Haşir Risalesi.

ve şu hallerden anlaşılıyor ki, bu görünen sür'atli içtimâlar, dağılmalar, teşkiller, tahripler içinde başka bir maksad var... Bir saatlik içtimâ için on sene kadar bir masraf yapılıyor. Demek bu vaziyetler maksûd-u bizzât değiller. Bir temsildir, bir taklittirler. O Zât mu'cize ile yapıyor. Tâ suretleri alınıp terkip edilsin ve neticeleri hıfzedilip yazılsın. Nasılki, manevra meydân-ı imtihânının her şeyi kaydediliyordu ve yazılıyordu. Demek, bir mecmâ-ı ekberde muamele, bunlar üzerine devam edip dönecek. Hem, bir meşher-i âzamda dâimî gösterilecek. Demek şu geçici, kararsız vaziyetler; sabit suretler, bâki meyveler veriyorlar.

Demek bu ihtifâlât bir saâdet-i uzmâ, bir Mahkeme-i Kübrâ, bilmediğimiz ulvî gayeler içindir...

ONBİRİNCİ SÛRET

Gel, ey muannid arkadaş! Bir tayyareye, –ya şarka veya garba, yani mazi ve müstakbele giden bir şimendifere– binelim. Şu mu'cizekâr Zât'ın, sâir yerlerde ne çeşit mu'cizeler gösterdiğini görelim.

İşte bak! Gördüğümüz menzil ve meydan ve meşher gibi acâibler, her tarafta bulunuyor. Lâkin, san'atça, suretçe birbirinden ayrıdırlar. Fakat buna iyi dikkat et ki, o sebatsız

Sayfa 22

menzillerde, o devamsız meydanlarda, o bekâsız meşherlerde ne kadar bâhir bir hikmetin intizâmâtı,ne derece zâhir bir inâyetin işârâtı,ne mertebe âlî bir adâletin emârâtı,ne derece vâsi' bir merhametin semerâtı görünüyor. Basîretsiz olmayan herkes yakînen anlar ki, Onun hikmetinden daha ekmel bir hikmet ve inâyetinden daha ecmel bir inâyet ve merhametinden daha eşmel bir merhamet ve adâletinden daha ecell bir adâlet olamaz ve tasavvur edilemez.

Eğer faraza, tevehhüm ettiğin gibi, dâire-i memleketinde dâimî menziller, âlî mekânlar, sabit makamlar, bâki meskenler, mukîm ahâli, mes'ud raiyeti bulunmazsa; şu hikmet, inâyet, merhamet, adâletin hakikatlarına şu bekâsız memleket mazhar olamadığı mâlûm ve onlara mazhar olacak, başka yerde de bulunmazsa; o vakit gündüz ortasında güneşin ışığını gördüğümüz halde, güneşi inkâr etmek derecesinde bir ahmaklıkla, şu gözümüz önündeki hikmeti inkâr etmek ve şu müşâhede ettiğimiz inâyeti inkâr etmek ve şu gördüğümüz merhameti inkâr etmek ve şu pek kuvvetli emârâtı, işârâtı görünen adâleti inkâr etmek lâzımgelir. Hem bu gördüğümüz icraât-ı hakîmâne ve ef'âl-i kerîmâne ve ihsânât-ı rahîmânenin sahibini –hâşâ sümme hâşâ!– sefîh bir oyuncu, gaddar

Sayfa 21   Okuyucuda devam et

Haşir Risalesi uygulamada, çevrimdışı

Çevrimdışı indirme, kilit ekranı kontrolleri ve arka planda kesintisiz dinleme için ücretsiz ve reklamsız 3ondokuz uygulamasını indirin.

Uygulamayı İndir