Hadisata Kader Cihetiyle Bakmak Kaderin Merhametini ve Adaletini Görmek
Hizmet Düsturları · Sayfa 298
Hizmet Düsturları kitabının "Hadisata Kader Cihetiyle Bakmak Kaderin Merhametini ve Adaletini Görmek" bölümü 298. sayfada başlar. Yukarıdaki okuyucu bu sayfadan açılır; bölümün metni aşağıda basılı nüsha görünümüyle verilmiştir. Kitabın tamamı: Hizmet Düsturları.
72. Düstur
Hadisata Kader Cihetiyle Bakmak Kaderin Merhametini Ve Adaletini Görmek
Bir hadisede hem insan eli hem kaderin müdahelesi vardır. Beşerin zulmü içerisinde kaderin ya adaleti veya merhameti vardır. Mutlak şer olan hadiselerin vücuda gelmesine kader müsaade etmiyor. Yaratılan her hadise ya bizzat güzeldir veya neticeleri itibariyle bir güzelliktir. Maziye, mesaibe kader nazarıyla bakıldığı vakit bu güzellikler müşahede olunur.
Şimdi bu hakikatların izahını Risale-i nurdan dinleyelim.
Maziye, mesaibe kader nazarıyla ve müstakbele, maasiye teklif noktasında bakmak lâzımdır. M. 472
İkinci Nokta
- * اَحْسَنَ كُلَّ شَيْءٍ خَلَقَهُ * âyetinin bir sırrını izah eder. Şöyle ki:
Herşeyde, hattâ en çirkin görünen şeylerde,hakikî bir hüsün ciheti vardır.
Evet kâinattaki herşey, her hâdise ya bizzât güzeldir, ona hüsn-ü bizzât denilir.Veya neticeleri cihetiyle güzeldir ki, ona hüsn-ü bilgayr denilir.
Bir kısım hâdiseler var ki, zahirî çirkin, müşevveştir. Fakat o zahirî perde altında gayet parlak güzellikler ve intizamlar var. Ezcümle:
Bahar mevsiminde fırtınalı yağmur, çamurlu toprak perdesi altında nihayetsiz güzel çiçek ve muntazam nebatatın tebessümleri saklanmış ve güz mevsiminin haşin tahribatı, hazîn firak perdeleri arkasında tecelliyat-ı celaliye-i Sübhaniyenin mazharı olan kış hâdiselerinin tazyikinden ve tazibinden muhafaza etmek için nazdar çiçeklerin dostları olan nazenin hayvancıkları vazife-i hayattan terhis etmekle beraber,o kış perdesi altında nazenin taze güzel bir bahara yer ihzar etmektir.
Fırtına, zelzele, veba gibi hâdiselerin perdeleri altında gizlenen pek çok manevî çiçeklerin inkişafı vardır. Tohumlar gibi neşv ü nemasız kalan birçok istidad çekirdekleri,zahirî çirkin görünen hâdiseler yüzünden sünbüllenip güzelleşir. Güya umum inkılablar ve küllî tahavvüller, birer manevî yağmurdur. S. 231
Beşerin Zulmü İçerisinde Kaderin Merhameti
-"Bir hâdisede hem insan eli, hem kader müdahalesi olduğundan; insan zahirî sebebe bakıp bazan haksız hükmedip, zulmeder. Kader, o musibetin gizli sebebine baktığı için adalet eder" diye,Risale-i Nur'da bir kaide-i esasiyedir.
Hem şimdiye kadar Risale-i Nur'un başına gelen hâdiselerde bir dest-i inayet, bir vech-i rahmet bulunduğu tecrübelerle sabittir.
Bu iki cihette kalbden bir sual çıktı: "Acaba Nur hakkındaki bu yeni İstanbul hâdisesinde vech-i adalet ve rahmet nedir?" Hatıra böyle bir cevab geldi ki:
Risale-i Nur'a, ehl-i ilim ve ehl-i dikkati ciddiyetle bakmaya ve tedkik etmeye sevketti. Elbette Risale-i Nur'u tedkik eden bir âlim, insafı varsa tarafdar olur. Ve Risale-i Nur ülema dairesinde ve İstanbul âfâkında tezahür edecek.
İşte vech-i rahmet ve inayet! K. 193
Bediüzzaman Vanın Erek dağındaki mağarada ahirete çalışmakta iken şeyh Said isyanı bahanesiyle ehl-i dünya zulmen oradan çıkarıp Barlaya sürgün ediyorlar. Barlada ehl-i dünyanın üstada ettiği enva'-ı zulmü, kader enva'-ı rahmete çevirdiğini üstad şöyle izah ediyor.
Onüçüncü Mektub
بِاسْمِهِ وَاِنْ مِنْ شَيْءٍ اِلاَّ يُسَبِّحُ بِحَمْدِهِ
َالسَّلاَمُ عَلَى مَنِ اتَّبَعَ الْهُدَى وَالْمَلاَمُ عَلَى مَنِ اتَّبَعَ الْهَوَى
Aziz kardeşlerim!
-Hâl ve istirahatımı ve vesika için adem-i müracaatımı ve hâl-i âlem siyasetine karşı lâkaydlığımı pek çok soruyorsunuz. Şu sualleriniz çok tekerrür ettiğinden, hem manen de benden sorulduğundan; şu üç suale, Yeni Said değil, belki Eski Said lisanıyla cevab vermeğe mecbur oldum.
Birinci Sualiniz:İstirahatın nasıl? Hâlin nedir?
Elcevab: Cenab-ı Erhamürrâhimîn'e yüzbin şükür ediyorum ki;ehl-i dünyanın bana ettiği enva'-ı zulmü, enva'-ı rahmete çevirdi.Şöyle ki:
(1)-Siyaseti terk ve dünyadan tecerrüd ederek bir dağın mağarasında âhireti düşünmekte iken,ehl-i dünya zulmen beni oradan çıkarıp nefyettiler.
Hâlık-ı Rahîm ve Hakîm o nefyi bana bir rahmete çevirdi. Emniyetsiz ve ihlası bozacak esbaba maruz o dağdaki inzivayı; emniyetli, ihlaslı Barla Dağlarındaki halvete çevirdi. Rusya'da esarette iken niyet ettim ve niyaz ettim ki, âhir ömrümde bir mağaraya çekileyim. Erhamürrâhimîn bana Barla'yı o mağara yaptı, mağara faidesini verdi. Fakat sıkıntılı mağara zahmetini, zaîf vücuduma yüklemedi.
Yalnız Barla'da, iki-üç adamda bir vehhamlık vardı. O vehhamlık sebebiyle bana eziyet verildi. Hattâ o dostlarım, güya istirahatımı düşünüyorlar. Halbuki o vehhamlık sebebiyle hem kalbime, hem Kur'anın hizmetine zarar verdiler.
(2)-Hem ehl-i dünya bütün menfîlere vesika verdiği ve cânileri hapisten çıkarıp afvettikleri halde, bana zulüm olarak vermediler.
Benim Rabb-ı Rahîmim, beni Kur'anın hizmetinde ziyade istihdam etmek ve Sözler namıyla envâr-ı Kur'aniyeyi bana fazla yazdırmak için, dağdağasız bir surette beni şu gurbette bırakıp, bir büyük merhamete çevirdi.
(3)-Hem ehl-i dünya, dünyalarına karışabilecek bütün nüfuzlu ve kuvvetli rüesaları ve şeyhleri, kasabalarda ve şehirlerde bırakıp akrabalarıyla beraber herkesle görüşmeye izin verdikleri halde,beni zulmen tecrid etti, bir köye gönderdi. Hiç akraba ve hemşehrilerimi,-bir-iki tanesi müstesna olmak üzere-yanıma gelmeye izin vermedi.
Benim Hâlık-ı Rahîm'im o tecridi, benim hakkımda bir azîm rahmete çevirdi. Zihnimi safi bırakıp, gıll u gıştan âzade olarak Kur'an-ı Hakîm'in feyzini olduğu gibi almağa vesile etti.
(4)-Hem ehl-i dünya bidayette, iki sene zarfında iki âdi mektub yazdığımı çok gördü. Hattâ şimdi bile,on veya yirmi günde veya bir ayda bir-iki misafirin sırf âhiret için yanıma gelmesini hoş görmediler, bana zulmettiler.
Benim Rabb-ı Rahîm'im ve Hâlık-ı Hakîm'im o zulmü bana merhamete çevirdi ki,doksan sene manevî bir ömrü kazandıracak şu şuhur-u selâsede,beni bir halvet-i mergubeye ve bir uzlet-i makbuleye koymağa çevirdi."Elhamdülillahi alâküllihal" İşte hal ve istirahatim böyle... M. 46-48
Sahabelerin başına gelen Vak'a-i Cemel, Vak'a-i Sıffîn, ve Vak'a-i Havariç gibi hâdiselerinin altındaki vech-i rahmeti mektubattan şöyle öğreniyoruz.
- Eğer denilse:Mübarek İslâmiyet ve nuranî Asr-ı Saadetin başına gelen o dehşetli kanlı fitnenin hikmeti ve vech-i rahmeti nedir?Çünki onlar, kahra lâyık değil idiler?
Elcevab:Nasılki baharda dehşetli yağmurlu bir fırtına,her taife-i nebatatın, tohumların, ağaçların istidadlarını tahrik eder,inkişaf ettirir;herbiri kendine mahsus çiçek açar; fıtrî birer vazife başına geçer.
Öyle de: Sahabe ve Tâbiînin başına gelen fitne dahi, çekirdekler hükmündeki muhtelif ayrı ayrı istidadları tahrik edip kamçıladı; "İslâmiyet tehlikededir, yangın var!" diye her taifeyi korkuttu, İslâmiyetin hıfzına koşturdu. Herbiri, kendi istidadına göre câmia-i İslâmiyetin kesretli ve muhtelif vazifelerinden bir vazifeyi omuzuna aldı, kemal-i
Hizmet Düsturları uygulamada, çevrimdışı
Çevrimdışı indirme, kilit ekranı kontrolleri ve arka planda kesintisiz dinleme için ücretsiz ve reklamsız 3ondokuz uygulamasını indirin.
Uygulamayı İndir