Hasenatı İstibdat i̇le Şahsında Toplamamak
Hizmet Düsturları · Sayfa 296
Hizmet Düsturları kitabının "Hasenatı İstibdat i̇le Şahsında Toplamamak" bölümü 296. sayfada başlar. Yukarıdaki okuyucu bu sayfadan açılır; bölümün metni aşağıda basılı nüsha görünümüyle verilmiştir. Kitabın tamamı: Hizmet Düsturları.
71. Düstur
Hasenatı İstibdat İle Şahsında Toplamamak
- S:Beğler, ağalar, müteşeyyihler iki kısımdır. Farkları nedir?
C:İstibdad ile meşrutiyet kadar farkları vardır. Ben dahi meşrutiyet ve istibdadı muşahhas olarak size göstermek istediğimden şu iki kısmı timsal olarak beyan ediyorum.
S:Nasıl?..
C:Eğer büyük adam istibdad ile kuvvete veya hileye veya kendisinde olmayan tasannua veya kuvve-i mâneviyeye istinaden halkı isti'bad ederek havf ve cebrin tazyiki ile tutup insanı hayvanlığa indirmiş; daima o milletin şevkini kırar, neş'elerini kaçırır,eğer bir namus olursa, yalnız o şahs-ı müstebitte görünür, denilir ki: "Filan adam şöyle yaptı."Eğer bir seyyie olursa kabahat bîçare etbaa taksim olunur.
İşte şu mahiyettteki büyük, hakîkaten büyük değildir, küçüktür. Milletini küçüklettiriyor. Zîrâ millet her sa'yi suhre gibi işliyor. Hatır için gibi yapıyor... İyilik etse de riya karıştırıyor. Müdahene ve yalana alışıyor. Daima aşağıya iniyor. Zîrâ sa'y-i insanînin buharı hükmünde olan şevk müntafî oluyor.Ağaları ve büyükleri omuzlarına biner, tâ yalnız görünsün. Onların etlerinden yer, tâ büyüsün.O milletin gonca misal istidadatı üzerine o reis perde olub ziyayı göstermiyor. Belki yalnız o, neşv-ü nema bulur. İnkişaf eder. Açılır. Ab. 300
-Büyük bir cemaatin mesaîsine terettüb eden hasenatı intac eden semeratı, bir şahsa isnad ve ona malederler. Bu zulümde bir şirk-i hafî vardır. Çünki bir cemaatin cüz'-i ihtiyarîsiyle kesbettikleri mahsulâtı bir şahsa atfetmek, o şahsın icad derecesinde hârikulâde bir kudrete mâlik olduğuna delalet eder. Hattâ eski Yunanîlerin ve Vesenîlerin ilaheleri, böyle zalimane tasavvurat-ı şeytaniyenin mahsulüdür. Ms. 87
-İstidrac eseri olarak, müstebidane olan koca hükûmetlerinde, cesur orduların ve faal milletin kuvvetiyle vukua gelen terakkiyat ve iyilikler haksız olarak onlara isnad edilmesiyle binler adam kadar bir iktidar onların şahıslarında t evehhüm edilmeğe sebeb olur.
Halbuki hakikaten ve kaideten, bir cemaatin hareketiyle vücuda gelen müsbet mehasin ve şeref ve ganîmet o cemaate taksim edilir ve efradına verilir.Ve seyyiat ve tahribat ve zayiat ise,reisinin tedbirsizliğine ve kusurlarına verilir.
Meselâ: Bir tabur bir kal'ayı fethetse, ganîmet ve şeref süngülerine aittir. Ve menfî tedbirler ile zayiatlar olsa, kumandanlarına aittir. Ş. 593
-Hem sen, bir cemaatin hasenatını tutuyorsun. O hasenatı, müteneffiz bir şahsa vermekle, tefer'una vasıta ve vesile oluyorsun. Belki Allah'ın malını ve ef'alini, esbaba ve tagutlara taksim ediyorsun.
Hem nass ile sabit olan Fâtır'ın sırf feyz-i fazlından olan hasenatı kendi nefsine veriyorsun. Tâ işlemediğin şeylerle medholunasın. Şu edeb-i Kur'an ile edeblen. Kur'an-ı Kerim diyor ki:
مَا اَصَابَكَ مِنْ حَسَنَةٍ فَمِنَ اللّٰهِ وَمَا اَصَابَكَ مِنْ سَيِّئَةٍ فَمِنْ نَفْسِكَ Malına sahib ol. Başkasının malını gasbetme.Hem Kur'an-ı Kerim diyor ki:
مَنْ جَاءَ بِالْحَسَنَةِ فَلَهُ عَشْرُ اَمْثَالِهَا وَمَنْ جَاءَ بِالسَّيِّئَةِ فَلاَ يُجْزَى اِلاَّ مِثْلَهَ Ni. 46
Şahs-ı Manevinin Mahsulatını Şahıslara İnhisar Etmemek
-İşte ey kardeşlerim ve ey hizmet-i Kur'anda arkadaşlarım! Bir kal'ayı fetheden bir bölüğün çavuşuna bütün şerefi ve bütün ganîmeti vermek nasıl zulümdür, bir hatadır; öyle de şahs-ı manevînizin kuvvetiyle ve kalemleriniz ile hasıl olan fütuhattaki inayatı benim gibi bir bîçareye veremezsiniz. Elbette böyle mübarek bir cemaatte, tevafukat-ı gaybiyeden daha ziyade kuvvetli bir işaret-i gaybiye var ve ben görüyorum; fakat herkese ve umuma gösteremiyorum. B. 14
-Hem bunu kat'iyyen ilân ediyorum ki: Risale-i Nur, Kur'anın malıdır. Benim ne haddim var ki,sahib olayım; tâ ki kusurlarım ona sirayet etsin. Belki o Nur'un kusurlu bir hâdimi ve o elmas mücevherat dükkânının bir dellâlıyım. Benim karmakarışık vaziyetim ona sirayet edemez, ona dokunamaz. Zâten Risale-i Nur'un bize verdiği ders de, hakikat-ı ihlas ve terk-i enaniyet ve daima kendini kusurlu bilmek ve hodfüruşluk etmemektir. Kendimizi değil, Risale-i Nur'un şahs-ı manevîsini ehl-i imana gösteriyoruz. Bizler,kusurumuzu görene ve bize bildirene -fakat hakikat olmak şartıyla- minnetdar oluyoruz, Allah razı olsun deriz. Boynumuzda bir akrep bulunsa, ısırmadan atılsa, nasıl memnun oluruz; kusurumuzu, -fakat garaz ve inad olmamak şartıyla ve bid'alara ve dalalete yardım etmemek kaydı ile- kabul edip minnetdar oluyoruz. E. 49
- Hem o şahsı tenkid, o içinde bulunduğu ve kusurlara sebeb olduğu bir inkılabın hasenatı yalnız onun değil, belki ordunun ve hükûmetindir.Onun da yalnız bir hissesi var. Onun kusurları için onu tenkid etmek, elbette bir suç olmadığı gibi, inkılaba hücum ediyor denilemez. Hem bu kahraman milletin ebedî bir medar-ı şerefi ve Kur'an ve cihad hizmetinde dünyada pırlanta gibi pek büyük bir nişanı ve kılınçlarının pek büyük ve antika bir yadigârı olan Ayasofya Câmii'ni puthaneye ve Meşihat Dairesin kızların lisesine çeviren bir adamı sevmemek bir suç olması imkânı var mı? Ş. 385
-Eski zamandan beri çok zâtlar, üstadını veya mürşidini veya muallimini veya reisini kıymet-i şahsiyelerinden çok ziyade hüsn-ü zan etmeleri,dersinden ve irşadından istifadeye vesile olması noktasında o pek fazla hüsn-ü zanlar bir derece kabul edilmiş, hilaf-ı vakıadır diye tenkid edilmezdi. Fakat şimdi, Risale-i Nur şakirdlerine lâyık bir üstada muvafık ulvî mertebe ve fazileti; bîçare, kusurlu bu şahsımda kabul ettikleri sebebiyle gayret ve şevkleriyle çalışmal arı, bu noktada haddimden ziyade hüsn-ü zanları kabul edebilir. Fakat Risale-i Nur'un şahs-ı manevîsinin malı olarak elimde bulunuyor diye bilmek gerektir.E. 71
Hizmet Düsturları uygulamada, çevrimdışı
Çevrimdışı indirme, kilit ekranı kontrolleri ve arka planda kesintisiz dinleme için ücretsiz ve reklamsız 3ondokuz uygulamasını indirin.
Uygulamayı İndir