Hakkı Bulduktan Sonra Ehak İçin İhtilaf Çıkarmamak, İnhisar-I Zihniyet Yapmamak
Hizmet Düsturları · Sayfa 114
Hizmet Düsturları kitabının "Hakkı Bulduktan Sonra Ehak İçin İhtilaf Çıkarmamak, İnhisar-I Zihniyet Yapmamak" bölümü 114. sayfada başlar. Yukarıdaki okuyucu bu sayfadan açılır; bölümün metni aşağıda basılı nüsha görünümüyle verilmiştir. Kitabın tamamı: Hizmet Düsturları.
27. Düstur
Hakkı Bulduktan Sonra Ehak İçin İhtilaf Çıkarmamak, İnhisar-ı Zihniyet Yapmamak
Herkes En Güzel Kabul Ettiği Mesleğinin Etrafında İttihada Davet Ederse İhtilaf Çıkar.
- DÖRDÜNCÜ VECİH: Hayat-ı şahsiye nazarında dahi zulümdür.
Şu dördüncü vechin esası olarak birkaç düsturu dinle:
Birincisi:Sen, mesleğini ve efkârını hak bildiğin vakit; "Mesleğim haktır veya daha güzeldir" demeye hakkın var. Fakat "Yalnız hak benim mesleğimdir" demeye hakkın yoktur.
وَعَيْنُ الرِّضَا عَنْ كُلِّ عَيْبٍ كَلِيلَةٌ وَلكِنَّ عَيْنَ السُّخْطِ تُبْدِى الْمَسَاوِيَا sırrınca,insafsız nazarın ve düşkün fikrin hakem olamaz. Başkasının mesleğini butlan ile mahkûm edemez. M. 265
- Ve haklı her meslek sahibinin, başkasının mesleğine ilişmemek cihetinde hakkı ise: "Mesleğim haktır yahud daha güzeldir" diyebilir. Yoksa başkasının mesleğinin haksızlığını veya çirkinliğini îma eden, "Hak yalnız benim mesleğimdir» veyahut "Güzel benim meşrebimdir"diyemez olan insaf düsturunu rehber etmek. L. 151
- Hakta ittifak, ehakta ihtilaf olduğundan; bazan hak, ehaktan ehaktır; hasen, ahsenden ahsendir. Herkes kendi mesleğine "Hüve hak" demeli, "Hüve-l hak" dememeli. Veyahut "Hüve hasen" demeli, "Hüve-l hasen" dememeli. M. 475
Hakkı Bulduktan Sonra Ehak İçin İhtilafı Çıkarma
- Ey talib-i hakikat, madem hakta ittifak, ehakta ihtilaftır.
Bazan hak, ehaktan ehaktır. Hem de olur hasen, ahsenden ahsen.
İslâmiyet, Selm Ve Müsalemettir; Dâhilde Niza Ve Husumet İstemez
- Ey Âlem-i İslâmî! Hayatın ittihadda. Ger ittihad istersen düsturun bu olmalı:
"Hüvel Hakku" yerine "Hüve Hakkun" olmalı.
"Hüvel Hasen" yerine "Hüvel Ahsen" olmalı...
Her müslim kendi meslek, mezhebine demeli:
"İşte bu haktır, başkasına ilişmem. Başkaları güzelse, benim en güzelidir."
Dememeli: "Budur hak, başkaları battaldır."
Ya "Yalnız benimkidir güzeli; başkaları yanlıştır, hem çirkindir."
Zihniyet-i inhisar,hubb-u nefisten geliyor,
sonra maraz oluyor, niza ondan çıkıyor.
Derd ile dermanlar Taaddüdü hak olur, hak da taaddüd eder.
Hacat ve ağdiyenin tenevvüü hak olur, hak da tenevvü eder.
İstidad, terbiyeler, tekessürü hak olur, hak da tekessür eder.
Bir madde-i vâhide, hem zehir ve hem panzehir.
İki mizaca göre mesail-i fer'îde hakikat sabit değil, izafî ve mürekkeb, mükellefîn mizaclar Ona bir hisse verip, ona göre ederek tahakkuk ve terekküb, her mezhebin sahibi mühmel mutlak hükmeder.
Mezhebinin hududu tayinini bırakır temayül-ü mizaca; taassub-u mezhebî tamime sebeb olur.
Tamimin iltizamı sebeb olur nizaa. İslâmiyet'ten evvel tabakat-ı beşerde derin uçurumlar,
Hem tebaüd-ü acibi istedi bir vakitte taaddüd-ü enbiya, tenevvü-ü şerâyi', müteaddid mezhebler.
Beşerde bir inkılab İslâmiyet yaptırdı, beşer tekarüb etti, Şer' etti ittihad, vâhid oldu Peygamber.
Seviye bir olmadı; mezheb taaddüd etti.
Terbiye-i vâhide kâfi geldiği zaman, ittihad eder mezhebler... S. 718
Sebeb-i İhtilaf-ı Muzır:
-"Bu haktır"düsturu yerine "Yalnız hak budur"
Ve"En güzeli budur"hükmü yerine "Güzeli budur" hükmü ikame edilmiştir.(Elhubbu fillah)esas-ı merhametkârı yerine (Elbuğzu fillah) ikame edilmiştir.Kendi mesleğinin muhabbeti yerine, başka meslekten nefret, harekâtında hâkim kılınmıştır.
Hakikata muhabbet yerine, ene tarafgirliği müdahale etmiştir.
Vesail ve delail,makasıd ve gayat yerine ikame edilmiştir.
Halbuki fasid bir delil ile,hak bir netice zihinde ikame edilir.
Bâtıl bir vesile ile hak bir gaye, fikirde tesbit edilir.
Madem gaye ve maksad haktır; delil ve vesilelerdeki fesad, böyle inşikak-ı kulûba sebebiyet vermemeli. Sti. 82
İnhisar-ı Zihniyet Yapmamak
-Üçüncü sebeb:Ehl-i hakkın ihtilafı, himmetsizlikten ve aşağılıktan ve ehl-i dalaletin ittifakı, ulüvv-ü himmetten değildir. Belki ehl-i hidayetin ihtilafı, ulüvv-ü himmetin sû'-i istimalinden ve ehl-i dalaletin ittifakı, himmetsizlikten gelen za'f ve aczdendir. Ehl-i hidayeti, ulüvv-ü himmetten sû'-i istimale ve dolayısıyla ihtilafa ve rekabete sevkeden, âhiret nokta-i nazarında bir haslet-i memduha sayılan hırs-ı sevab ve vazife-i uhreviyede kanaatsızlık cihetinden ileri geliyor. Yani: "Bu sevabı ben kazanayım, bu insanları ben irşad edeyim,benim sözümü dinlesinler."diye, karşısındaki hakikî kardeşi ve cidden muhabbet ve muavenetine ve uhuvvetine ve yardımına muhtaç bir zâta karşı rekabetkârane vaziyet alır."Şakirdlerim ne için onun yanına gidiyorlar? Ne için onun kadar şakirdlerim bulunmuyor?"diye, enaniyeti oradan fırsat bulup, mezmum bir haslet olan hubb-u câha temayül ettirir, ihlası kaçırır, riya kapısını açar.
İşte bu hatanın ve bu yaranın ve bu müdhiş maraz-ı ruhanînin ilâcı şudur ki: Cenab-ı Hakk'ın rızası ihlas ile kazanılır. Kesret-i etba' ile ve fazla muvaffakıyet ile değildir. Çünki onlar vazife-i İlahiyeye ait olduğu için istenilmez; belki bazan verilir. Evet bazan bir tek kelime sebeb-i necat ve medar-ı rıza olur. Kemmiyetin ehemmiyeti o kadar medar-ı nazar olmamalı. Çünki bazan bir tek adamın irşadı, bin adamın irşadı kadar rıza-i İlahîye medar olur. Hem ihlas ve hakperestlik ise, Müslümanların nereden ve kimden olursa olsun istifadelerine tarafdar olmaktır. Yoksa, "Benden ders alıp sevab kazandırsınlar" düşüncesi, nefsin ve enaniyetin bir hilesidir.
Ey sevaba hırslı ve a'mal-i uhreviyeye kanaatsız insan! Bazı Peygamberler gelmişler ki, mahdud birkaç kişiden başka ittiba edenler olmadığı halde, yine o peygamberlik vazife-i kudsiyesinin hadsiz ücretini almışlar.
Demek hüner, kesret-i etba' ile değildir. Belki hüner, rıza-yı İlahîyi kazanmakladır. Sen neci oluyorsun ki, böyle hırs ile"Herkes beni dinlesin"diye vazifeni unutup, vazife-i İlahiyeye karışıyorsun? Kabul ettirmek, senin etrafına halkı toplamak Cenab-ı Hakk'ın vazifesidir. Vazifeni yap, Allah'ın vazifesine karışma. L. 151
- Ey insafsızlar! Umum âlemi yutacak, birleştirecek, besleyecek, ziyalandıracak bir istidadında olan hakikat-ı İslâmiyeti nasıl dar buldunuz ki, fukaraya (ve mutaassıb bir kısım hocalara)tahsis edip,yarı ehlini dışarıya atmak istiyorsunuz.
Hem de, umum kemâlâtı câmi', bütün nev'-i beşerin hissiyat-ı âliyesini besleyecek mevaddı muhit olan o kasr-ı
Hizmet Düsturları uygulamada, çevrimdışı
Çevrimdışı indirme, kilit ekranı kontrolleri ve arka planda kesintisiz dinleme için ücretsiz ve reklamsız 3ondokuz uygulamasını indirin.
Uygulamayı İndir