Her Doğruyu Heryerde Söylememek
Hizmet Düsturları · Sayfa 117
Hizmet Düsturları kitabının "Her Doğruyu Heryerde Söylememek" bölümü 117. sayfada başlar. Yukarıdaki okuyucu bu sayfadan açılır; bölümün metni aşağıda basılı nüsha görünümüyle verilmiştir. Kitabın tamamı: Hizmet Düsturları.
28. Düstur
Her Doğruyu Heryerde Söylememek
Her Söylediğin Hak Olsun. Fakat Her Hakkı>söylemeğe S\enin Hakkın Yoktur.
-İkinci Düstur:Senin üzerine haktır ki: Her söylediğin hak olsun. Fakat her hakkı söylemeğe senin hakkın yoktur.Her dediğin doğru olmalı. Fakat her doğruyu demek doğru değildir.Zira senin gibi niyeti hâlis olmayan bir adam, nasihatı bazan damara dokundurur, aks-ül amel yapar. M. 265
(Bu düsturun uhuvvet risalesinde zikredilmesi gösteriyor ki mümünlerin mabeynlerindeki uhuvvete ve tesanüde zarar veren hallerden bir tanesi; bazı doğruların doğru olmayan bir zamanda münasebetsiz bir şekilde dile getirilmesidir.)
Her Dediğ>in Doğru Olmalı
- S- Herşeyden evvel bize lâzım olan nedir?
C-Doğruluk.
S- Daha?
C-Yalan söylememek.
S- Sonra?
C-Sıdk,ihlas, sadakat, sebat, tesanüd. Mn. 64
- Ey bu Câmi-i Emevî'deki kardeşlerim! Ve kırk-elli sene sonra âlem-i İslâm mescid-i kebirindeki dörtyüz milyon ehl-i iman olan ihvanımız! Necat yalnız sıdkla, doğrulukla olur. "Urvet-ül vüska"sıdktır. Yani, en muhkem ve onunla bağlanacak zincir doğruluktur.
Amma maslahat için kizb ise, zaman onu neshetmiş. Maslahat ve zaruret için bazı âlim "muvakkat" fetvası vermişler. Bu zamanda o fetva verilmez. Çünki o kadar sû'-i istimal edilmiş ki, yüz zararı içinde bir menfaatı olabilir. Onun için hüküm maslahata bina edilmez.
Meselâ: Seferde namazı kasretmenin sebebi, meşakkattır. Fakat illet olamaz. Çünki muayyen bir haddi yok. Sû'-i istimale düşebilir. Belki illet, yalnız sefer olabilir.
Aynen öyle de, maslahat dahi yalan söylemeğe illet olamaz. Çünki muayyen bir haddi yok, sû'-i istimale müsaid bir bataklıktır. Hükm-ü fetva ona bina edilmez. Öyle ise اِمَّا الصِّدْقُ وَاِمَّا السُّكُوتُ Yani yol ikidir, üç değildir. Ya doğru, ya yalan, ya sükût değildir.
İşte şimdi beşerin ortadaki dehşetli yalancılığıyla ve tezviratlarıyla emniyet-i umumiyenin ve rûy-i zemin asayişlerinin zîr ü zeber olması kizble ve maslahatın sû'-i istimali ile olmasından, elbette o üçüncü yolu kapatmağa beşeri mecbur ediyor ve kat'î emir veriyor. Yoksa bu yarım asırda gördükleri umumî harbler ve dehşetli inkılablar ve sukutlar ve tahribatlar, başlarına bir kıyameti koparacak. H. 51
-Her söz doğru olmalı.. her doğru söz olmamalı.Asb. 658
Fakat Her Doğruyu Demek Doğru Değildir
-Evet her söylediğin doğru olmalı, fakat her doğruyu söylemek doğru değil. Bazan zarar verse sükût etmek.. yoksa yalana hiç fetva yok.
Her söylediğin hak olmalı, fakat her hakkı söylemeğe senin hakkın yok. Çünki hâlis olmazsa sû'-i tesir eder; hak, haksızlıkta sarfolur.H. 50
(Yukarıdaki ifadelerde görüldüğü üzere hayatta hep sıdk ve doğruluk üzere olmak, yalan söylememek lazım geliyor. Fakat doğruyu ifade ederken birtakım yanlışlar vücuda gelip zarar veriyorsa susmak daha doğru olacaktır. Bazı yer ve zamanlarda mukteza-yı hale mutabakat gerekiyor ki buralarda her doğruyu söylemek doğru değildir. Risale-i Nurda bunun örneklerini şöyle görebiliriz.)
- Sonra gizli düşmanlar beni zehirlediler ve Nur'un şehid kahramanı merhum Hâfız Ali benim bedelime hastahaneye gitti ve benim yerimde berzah âlemine seyahat eyledi, bizi me'yusane ağlattırdı. Ben bu musibetten evvel Kastamonu'nun dağında bağırarak mükerrer defa dedim:
"Kardeşlerim! Ata et, arslana ot atmayınız."Yani her risaleyi herkese vermeyiniz; tâ, bize taarruz edilmesin. Yaya gidilse yedi gün uzakta Hâfız Ali (Rahmetullahi Aleyh), manevî telefonuyla işitiyor gibi aynı vakit bana yazıyor ki:"Evet Üstadım, Risale-i Nur'un bir kerametidir ki; ata et, arslana ot atmaz. Belki ata ot, arslana et atar ki, o arslan hocaya İhlas Risalesi'ni verdi."Yedi gün sonra mektubunu aldık, hesab ettik; aynı zamanda, ben dağda bağırırken, o da garib sözleri mektubunda yazıyormuş. L. 265
-DÖRDÜNCÜ MERAKLI SUAL:Diyorlar ki: Madem sizin elinizdeki nurdur, topuz değildir; nura karşı muaraza edilmez ve nurdan kaçılmaz ve nurun izharından zarar gelmez. Neden arkadaşlarınıza ihtiyatı tavsiye ediyorsunuz?Çok nurlu risaleleri halklara gösterilmesini men'ediyorsunuz?
Bu suale karşı cevabın muhtasar meali şudur ki: Başlardaki başların çoğu sarhoş, okumaz. Okusa da anlamaz. Yanlış mana verip ilişir. İlişmemesi için,aklı başına gelinceye kadar göstermemek lâzım geliyor.
Hem çok vicdansız insanlar var ki, garaz veya tama' veyahud havf cihetiyle nuru inkâr eder veya gözünü kapar. Onun için kardeşlerime de tavsiye ediyorum ki: İhtiyat etsinler, nâ-ehillerin eline hakikatları vermesinler. Hem ehl-i dünyanın evhamını tahrik edecek işlerde bulunmasınlar.L. 105
- Hem bir adam, kendi başına cesareti güzel de olsa, bir cemaat-ı mütesanideye girdikten sonra, onların istirahatını ve sarsılmamalarını muhafaza etmek için, o şahsî cesareti istimal edemez. سِيرُوا عَلَى سَيْرِ اَضْعَفِكُمْ hadîs-i şerifinin sırrıyla hareket etmek, hem şimdilik bu müşevveş vaziyetlerde çok zararlı hem hocaları, hem ehl-i siyaseti Risale-i Nur'a karşı cephe almağa ve tecavüz etmeye sebebiyet veren şapka ve ezan mes'eleleri ve deccal ve süfyan ünvanları, Risale-i Nur şakirdleri yabanilere karşı lüzumsuz medar-ı bahs ve münazaa edilm emek lâzımdır ve ihtiyat etmek elzemdir ve itidal-i demmi muhafaza etmek vâcibdir.Hattâ sizde cüz'î bir ihtiyatsızlık, buraya kadar bize tesir ediyor. K. 248
- S- Bir kısım Jön Türk der: "Demeyiniz Hristiyanlara hey kâfir. Zira ehl-i kitabdırlar."Neden kâfir olana kâfir demiyeceğiz?
C-Kör adama, hey kör demediğiniz gibi...Çünki eziyettir. Eziyetten nehiy var: مَنْ اٰذٰى ذِمِّيًّا ilh.... Mn. 33
Sonuç olarak denilebilir ki söylenilen sözün doğru olması gerektiği gibi, söyleme zamanının, zemininin, niyetinin ve tarzının da doğru olması gerekir. Ve bir hakikatı dile getirmede haklılık kifayet etmez, faydalılık da önemli. USUL ESASA MUKADDEM OLMALI.
Vecizeler
- Senin üzerine haktır ki: Her söylediğin hak olsun. Fakat her hakkı söylemeğe senin hakkın yoktur.Her dediğin doğru olmalı. Fakat her doğruyu demek doğru değildir.Zira senin gibi niyeti hâlis olmayan bir adam, nasihatı bazan damara dokundurur, aks-ül amel yapar. M. 265
-Her söylediğin hak olmalı, fakat her hakkı söylemeğe senin hakkın yok. Çünki hâlis olmazsa sû'-i tesir eder; hak, haksızlıkta sarfolur.H. 50
-Risale-i Nur'un bir kerametidir ki; ata et, arslana ot atmaz. Belki ata ot, arslana et atar ki, o arslan hocaya İhlas Risalesi'ni verdi."L. 265
Hizmet Düsturları uygulamada, çevrimdışı
Çevrimdışı indirme, kilit ekranı kontrolleri ve arka planda kesintisiz dinleme için ücretsiz ve reklamsız 3ondokuz uygulamasını indirin.
Uygulamayı İndir