Altıncı İşaret
İman Hakikatleri · Sayfa 46
İman Hakikatleri kitabının "Altıncı İşaret" bölümü 46. sayfada başlar. Yukarıdaki okuyucu bu sayfadan açılır; bölümün metni aşağıda basılı nüsha görünümüyle verilmiştir. Kitabın tamamı: İman Hakikatleri.
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ
kelime-i kudsiyesini her sure başında tekrar ile ve her mübarek işlerde zikrine emretmesiyle, kâinatı ihata eden rahmet-i vasiasını melce ve tahassüngâh gösteriyor ve
فَاسْتَعِذْ
emriyle "Eûzü billahi mineşşeytanirracîm" kelimesini siper yapıyor.
ALTINCI İŞARET
Şeytanın en tehlikeli bir desisesi şudur ki: Bazı hassas ve sâfi-kalb insanlara, tahayyül-ü küfrîyi tasdîk-i küfürle iltibâs ettiriyor. Tasavvur-u dalâleti, dalâletin tasdîki suretinde gösteriyor. Ve mukaddes zâtlar ve münezzeh şeyler hakkında gâyet çirkin hatıraları hayâline gösteriyor. Ve imkân-ı zâtîyi, imkân-ı aklî şeklinde gösterip îmândaki yakînine münâfî bir şekk tarzını veriyor. Ve o vakit o bîçâre hassas adam, kendini dalâlet ve küfür içine düştüğünü tevehhüm edip îmândaki yakîninin zâil olduğunu zanneder, ye'se düşer, o yeisle şeytana maskara olur. Şeytan hem ye'sini, hem o zaîf damarını, hem o iltibâsını çok işlettirir; ya dîvâne olur, yahud "herçibâdâbâd" der, dalâlete gider.
Şeytanın bu desîsesinin mâhiyeti ne kadar esassız olduğunu, bâzı risalelerde beyan ettiğimiz gibi, burada icmâlen bahsedeceğiz. Şöyle ki:
Nasıl ki, âyinede yılanın sureti ısırmaz ve ateşin misali yandırmaz ve murdarın aksi, telvis etmez. Öyle de: Hayâl veya fikir âyinesinde küfriyâtın ve şirkin akisleri ve dalâletin gölgeleri ve şetimli çirkin sözlerin hayâlleri, itikadı bozmaz, îmânı tağyir etmez, hürmetli edebi kırmaz. Çünkü meşhur kaidedir ki, "Tahayyül-ü şetm, şetm olmadığı gibi, tahayyül-ü küfür dahî, küfür değil ve tasavvur-u dalâlet de dalâlet değil."
Îmândaki şekk mes'elesi ise, imkân-ı zâtîden gelen ihtimaller, o yakîne münâfî değil ve o yakîni bozmaz. İlm-i usûl-i dinde kavaid-i mukarreredendir ki:
اِنَّ اْلاِمْكَانَ الذَّاتِىَّ لاَ يُنَافِى الْيَق۪ينَ اْلعِلْمِىَّ
Meselâ, Barla Denizi su olarak yerinde bulunduğuna yakînimiz var. Halbuki zâtında mümkündür ki; o deniz, bu dakikada batmış olsun ve batması mümkinattandır. Bu imkân-ı zâtî, mâdem bir emâreden neş'et etmiyor, zihnî bir imkân olamaz ki, şekk olsun. Çünkü yine ilm-i usûl-i dinde bir kaide-i mukarreredir
İman Hakikatleri uygulamada, çevrimdışı
Çevrimdışı indirme, kilit ekranı kontrolleri ve arka planda kesintisiz dinleme için ücretsiz ve reklamsız 3ondokuz uygulamasını indirin.
Uygulamayı İndir