Kütübü Sitte - 4.Cilt — Sayfa 177
Necm Sûresi
Kütübü Sitte - 4.Cilt kitabının 177. sayfası — Necm Sûresi bölümü. Yukarıdaki okuyucu bu sayfadan açılır; metin aşağıda basılı nüsha görünümüyle.
Tirmizî'nin yer verdiği bir başka rivayette İbnu Abbas, Hz. Aişe (radıyallahu anhümâ)'ye şöyle mukabele etmiştir:
يا اُمُّ المؤمِنِينَ اُنْظُِرينِى وَلَا تُعْجِلِينِى اَلَيْسَ اللّه تَعالى يَقُولُ وَلَقَدْ رَآه نَزْلةً اُخرَى وَلَقَدْ رَآهُ بِالاُفُقِ الْمُبِينَ
Yani: "Ey mü'minlerin annesi, hele beni bir dinleyin, reddetmede acele etmeyin. Cenâb-ı Hakk âyet-i kerime'de وَلَقَدْ رَآهُ نزْلَةً اُخْرى "Andolsun ki O'nu diğer bir defa da Sidretü'l-Müntehâ'nın yanında gördü" (Necm, 13-14); وَلَقَدْ رَآهُ بِالْاُفُقِ الْمُبِينَ "Andolsun ki O (sahibiniz) onu apaçık ufukta görmüştür." (Tekvir, 23) buyurmuyor mu?"
Hadiste geçen Ciyâd bir yer adıdır. "Mekke'nin aşağısından bir mevki" diye târif edilir. Bazı rivayetlerde اَجْيَاد ecyâd şeklinde gelir. Buradaki görüşünde, Cibril gökyüzünü tamâmen bürümüş vaziyette idi. Her nereye baksa onu görüyor başka bir şey görmüyordu.
Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın, Cebrail'i iki sefer görüşünden maksat, yaratıldığı aslî suretiyle görülüşüdür. Altı yüz kanatlı, ufuğu tamamen kaplamış olarak görülüşler kastedilir. İşte bu tarzda görülüş iki defa olmuştur. Cebrail (aleyhisselam)'in, insan suretinde Resûlullah'a görünmesi pek çok defa vukua gelmiş ve hatta bu şekilde, onu ashabtan bazıları da zaman zaman görmüştür.Sadedinde olduğumuz hadis bir kısım ziyade ve noksanlarla farklı şekillerde rivayet edilmiştir. Sahiheyn'de gelen bir vechi şöyledir: "Aişe'ye dedim ki: Pekâla Cenab-ı Hakk'ın, دَنَا فَتَدَلَّى فَكَانَ قَابَ قَوْسَيْنِ أوْ اَدْنى sözü nerde? Aişe: "Bu Cibril (aleyhisselam)'dir, normalde bir insan suretinde gelirdi. Ayette temas edilen gelişte yaratıldığı surette geldi" dedi."{298}
5. Hadis-i Şerif
وعن ابن عباس رَضِىَ اللّهُ عَنْهما. في قولهِ تعالى: ]أفَرَأيتُمُ اللَّاتَ وَالْعُزَّى. قالَ كانَ اللَّاتُ رَجُلًا يَلُتُّ سَوِيقَ الحَاجِّ[. أخرجه البخارى .
5. (803)-İbnu Abbas (radıyallahu anhümâ), "Allah'ı bırakıp taptığınız Lât'ın, Uzza'nın ve (bunların) üçüncüsü olan diğer Menât'ın (herhangi bir şey hakkında zerrece kudretleri var mı? Bize haber verin" (Necm, 19-20) meâlindeki âyet hakkında şu açıklamayı yaptı: "Lât (Ka'be'yi ziyarete gelen) hacılara (yağ ile) sevik{299} (denen yiyeceği) karıp hazırlayan bir adamdı." [Buharî, Tefsir, Necm 2.]{300}
AÇIKLAMA:
Bu rivayet, âyette zikredilen bir kaç put isminden Lât hakkında bilgi vermektedir. Lât putunun menşei hakkında kaynaklarda farklı izahlar rivayet edilmiştir. Rivayette, İbnu Abbas'ın yaptığı açıklama mezkur izahlardan birini aksettirir: Buna göre, Lât ismi, döğüp ezmek ve bulayıp karmak manalarına gelen, لَتَّ (Lette) kökünden ismi fâildir. Rivayete göre, vaktiyle bir adam yağ ile sevik karıp hacılara yiyecek hazırladı. Sonradan onun hâtırasına bir put yapılarak ma'bud ittihaz edildi ve kavud karan manasına Lât denildi. Bu İbnu Abbas'ın açıklaması.
Kütübü Sitte - 4.Cilt uygulamada, çevrimdışı
Çevrimdışı indirme, kilit ekranı kontrolleri ve arka planda kesintisiz dinleme için ücretsiz ve reklamsız 3ondokuz uygulamasını indirin.
Uygulamayı İndir