Kütübü Sitte - 4.Cilt — Sayfa 208

Münafıkûn Sûresi

Kütübü Sitte - 4.Cilt kitabının 208. sayfası — Münafıkûn Sûresi bölümü. Yukarıdaki okuyucu bu sayfadan açılır; metin aşağıda basılı nüsha görünümüyle.

Bir diğer rivayette, ihtilâf, sefere katılan bedevîlerle Ensâr arasında havuzdan su alma sırasında patlak verir: Havuzu su ile dolduran bir bedevî su almada kendi arkadaşlarına öncelik tanıyıp diğerlerine mâni olmak ister. Bir ensârî devesini sulamada azimkâr davranınca, bedevî kaptığı bir taşı atarak ensârîyi başından yaralar. Ensârî, münâfıkların reisi olan Abdullah İbnu Übey'e gelip şikâyet eder. Ensârînin Abdullah'ın adamlarından biri olduğu da belirtilir. Duruma öfkelenen Abdullah İbnu Übey: "Resûlullah'ın yanındakilere -yani bedevîlere- infak etmeyin de etrafından dağılsınlar" der. Böyle söylemesi, onların yemek sırasında Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'in etrafında toplanmaları sebebiyledir. Abdullah sonra adamlarına şunu söyler: "Medine'ye döndüğümüz zaman, aziz olanlar zelil olanları (Medine'den) sürüp çıkaracaktır."

Bu sözleri işiten Zeyd, -bir rivayete göre- amcasına haber verir, o da Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'e ulaştırır. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm), Abdullah'ı çağırtıp, sorduğu zaman yemin ederek inkâr edince, münafığa inanıp tasdik eder ve Zeyd'in amcasını te'dib eder. Amca da Zeyd'i paylar: "Niye Resûlullah ve Müslümanların öfkesini üzerine çekiyorsun?" der. Zeyd der ki: "Bu haksız azar üzerine öyle üzüldüm, öyle üzüldüm ki, bir başkasının böyle bir üzüntüye düşmüş olacağını tahmin edemem."

Ertesi gün Münâfıkûn nazil olur ve meselenin içyüzünü ortaya koyarak Zeyd İbnu Erkâm'ın yalancı olmadığını beyân eder.{358}

3. Hadis-i Şerif

وعن ابن عباس رَضِىَ اللّهُ عَنْهُما قالَ: ]مَنْ كانَ لَه مَالٌ يُبَلغُهُ بَيْتَ رَبِّهِ أوْتَجبُ فِيهِ زَكَاةٌ فَلَمْ يَفْعَلْ سَألَ الرَّجْعَةَ عِنْدَ الْمَوْتِ، فقَالَ لَهُ رَجُلٌ: اتَّقِ اللّهَ يَاابنَ عَبَّاسٍ؟ فإنَّمَا يَسْألُ الرَّجْعَةَ الْكُفَّارُ. فقَالَ: سَأتْلُوا عَلَيْكُمْ بِذلِكَ قُرآناً: يَا أيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا لَا تُلْهِكُمْ أمْوَالُكُمْ وَلَا أوْلَادُكُمْ عَنْ ذِكْرِ اللّهِ، وَمَنْ يَفْعَلْ ذلِكَ فَاولئِكَ هُمُ الخَاسِرُونَ وَأنْفِقُوا مِمَّا رَزَقْنَاكُمْ إلى آخِرهَا. فقالَ الرَّجُلُ: فَمَا يُوجِبُ الزَّكَاةَ؟ فقَالَ: إذَا بَلَغَ المَالُ مِائَتَيْن فَصَاعِداً. قَالَ: فَمَا يُوجِبُ الحَجَّ؟ قَالَ: الزَّادُ وَالْبَعِيرُ[. أخرجه الترمذى .

3. (834)-İbnu Abbâs (radıyallahu anhümâ) bir keresinde: "Kimin haccedecek kadar veya zekât farz olacak kadar malı olur da bu farzları ifâ etmezse, ölüm sırasında geri dönüş (rec'a) taleb eder" buyurmuştu. Bir adam kendisine: "Ey İbnu Abbâs, Allah'tan kork, geri dönüşü küffâr taleb edecektir" dedi. İbnu Abbas (radıyallahu anhümâ): "Ben size bu hususta âyet okuyayım" dedi ve şu âyeti okudu: "Ey iman edenler, sizi ne mallarınız, ne evlâtlarınız Allah'ın zikrinden alıkoymasın. Kim bunu yaparsa işte onlar hüsrâna uğrayanların tâ kendileridir. Herhangi birinize ölüm gelip de: "Ey Rabbim, beni yakın bir müddete kadar geciktirseydin de sadaka verip dursaydım, iyi adamlardan olsaydım" diyeceğinden evvel size rızık olarak verdiğimizden (Allah yolunda) harcayın. Halbuki Allah hiçbir kimseyi eceli gelince, asla geri bırakmaz. Allah ne yaparsanız, hakkıyla haberdardır" (Münâfıkûn 9-11)

Adam tekrar: "Zekât vermeyi gerekli kılan miktar nedir?" diye sordu. İbnu Abbâs (radıyallahu anhümâ): "Mal iki yüz (dirheme) ulaşır ve geçerse." Adam: "Pekâlâ, haccı gerekli kılan şey nedir?" diye sordu. İbnu Abbas:

"- Azık ve binek!" cevabını verdi. [Tirmizî, Tefsir, Münâfikûn, (3313).]{359}

Kütübü Sitte - 4.Cilt uygulamada, çevrimdışı

Çevrimdışı indirme, kilit ekranı kontrolleri ve arka planda kesintisiz dinleme için ücretsiz ve reklamsız 3ondokuz uygulamasını indirin.

Uygulamayı İndir