Muhâkemât Dersleri — Sayfa 255

Muhâkemât Dersleri

Muhâkemât Dersleri kitabının 255. sayfası — Muhâkemât Dersleri bölümü. Yukarıdaki okuyucu bu sayfadan açılır; metin aşağıda basılı nüsha görünümüyle.

Burada Bediüzzaman'ın üstteki darb-ı mesele yer vermesi, şu cihetten olabilir: Hazreti Peygamber Araplar arasında tedavülde bulunan bir deyimi yeri geldiğinde kullandığı gibi, yeri geldiğinde de İsrailiyattan bir ifadeyi de kullanabilir. Burada sözün sıhhatinden ziyade bununla verilen mesaja odaklanmak gerekir.

Üslûb-u hakîm:"Hikmetli üslûp" demektir. Doktorun hastanın isteğine göre değil, ihtiyacına göre reçete yazması misali, sorulan bir suale soranın hâlini nazara alarak başka bir sual sormuş gibi telâkki edip ona göre cevap vermek demektir. Edebî san'atlardan biridir.

Bazı sahabiler "Ya Rasulallah, bu hilalin durumu nedir? Önce ince bir ip gibi görülüyor, sonra gittikçe büyüyor, yuvarlak hâle geliyor? Sonra gittikçe küçülüyor, ilk hâline dönüyor?" diye sormuşlardı. Cevap olarak gelen"Sana, hilâlleri soruyorlar. De ki: Onlar insanlara hac gibi vakte bağlı durumları gösterir"âyetinde böyle bir üslûb-u hakîm olduğu tefsirlerimizde ifade edilmektedir. Yani onlar ayın astronomi ilmiyle ilgili şekilden şekle girmesini sormuşlardı. Verilen cevapta "Siz asıl ayın bu yönüne odaklanın" denilerek onun bir takvim görevi görmesine dikkat çekilmiştir. Gelen âyet, doğrudan onların sorusuna cevap vermek yerine, asıl sormaları gereken soruya cevap vermiştir.

Hamdi Yazır, meselenin bu yönüyle ilgili şöyle der:

Rasulullah'a astronomi sorusu sormak, hikmeti ve Allah'ın hükümlerini açıklayıp tebliğ etmek için gönderilmiş olan Peygamberi -hâşâ- bir gökbilimci ve Kur'ân'ı bir astronomi kitabı yerine koymak ve normal bilgilerin maksatlarıyla peygamberlik ilminin istediği şeyleri birbirinden ayıramamak, işe tersinden başlamak demektir.

Dolayısıyla, burada Hazreti Peygamberin "Dünya ne üzerindedir?" sorusuna verdiği cevabı da bu türden bir cevap olarak görebiliriz.

Üçüncü Mahmil: Sevr ve Hût, arzın mahrek-i senevîsinde mukadder olan iki burçtur. O burçlar, eğer çendan farazî ve mevhumedirler. Asıl ecrâmı nazm ve rapt ile yüklenmiş olan âlemde cârî ve lafzen ve ıstılahen "câzibe-i umumîye" ile müsemmâ olan âdâtullahın kanunu o burçlarda temerküz ve tahassul ettiğinden, "Arz burçlar üstündedir." olan tâbir-i hakimâne caizdir. Bu mahmil, hikmet-i cedide nokta-yı nazarındadır. Zira hikmet-i atika, burçları semada; hikmet-i cedide ise,

Muhâkemât Dersleri uygulamada, çevrimdışı

Çevrimdışı indirme, kilit ekranı kontrolleri ve arka planda kesintisiz dinleme için ücretsiz ve reklamsız 3ondokuz uygulamasını indirin.

Uygulamayı İndir