Muhâkemât Dersleri — Sayfa 273

Muhâkemât Dersleri

Muhâkemât Dersleri kitabının 273. sayfası — Muhâkemât Dersleri bölümü. Yukarıdaki okuyucu bu sayfadan açılır; metin aşağıda basılı nüsha görünümüyle.

Genel ifadelerden özel manalara anlam kayması

"Zülkarneyn cihangir bir hükümdardır" dediğimizde "Zülkarneyn" ifadesi mevzu, cümlenin devamı ise mahmuldür. Yani konu Zülkarneyndir. Ona hamledilen durum ise cihangir bir hükümdar olmasıdır. Bu cümleden Zülkarneynin kim olduğu ve nasıl cihangir olduğu, nereleri fethettiği görülmez ve anlaşılmaz. Bu manalar için yeni cümleler gerekir.

İşte o mevzu ve mahmullerin nasıl olduklarının açıklamaları ve mahiyetlerinin sınırı ise; Kur'ân'ın onlara kat'i delaleti yoktur. Belki "Genel bir ifade, özel bir manaya üç delalet şeklinden hiçbirisi ile delalet etmez" kaidesiyle ve mantıkta beyan olunduğu gibi, "Bir hükümde, mevzu ve mahmulün bir cihetle tasavvuru yeterli olduğu"nun düsturuyla sabittir ki, Kur'ân onlara delalet etmez, fakat kabul edebilir. Demek o açıklamalar, nazari hükümlerdendir. Başka delillere havale edilir. İçtihadın kendisinde geçerli olduğu yerlerdir. Onda te'vil için mecal vardır. Bu kısımlarda tahkik ehlinin farklı görüşler beyan etmeleri, bu tür yorumların teorik oluşuna delildir. Mesela "Kitap okudum" dediğimizde bunun hangi kitap olduğuna hiçbir delaleti olmaması gibi, Kur'ân'ın genel ifadelerinde dahi konunun ayrıntılarına bir delalet yoktur. O ayrıntılar teorik hükümler olup başka delillerden istifade ile anlaşılır. O ayrıntılarda, müçtehitler farklı farklı kanaatlere sahip olabilirler, değişik şekillerde te'vil edebilirler. Nitekim tefsir kitaplarına baktığımızda böyle meselelerde çok farklı yorumlar olduğunu görürüz. Bu da böyle hükümlerin herkesi bağlayıcı zaruri hükümler değil, teorik hükümler olduğunu gösterir.

Fakat vâ esefâ!

- Cevabın suale her cihetle lüzum-u mutabakatın tahayyülü ile sualdeki halele ehemmiyet vermeyerek cevabın zarurî ve nazarî olan hükümlerini, birden me'haz-i sâilden ve menbit-i sualden hûşeçîn olup alıp müfessir oldular.

- Yok, belki müevvil,

- yok belki mâsadakı mânâ yerine mânâ gösterdiler.

- Yok, belki mâsadakı olmak caiz ve bir derece mümkün olan şeyi, medlûl ve mefhum olarak te'vil ettiler.

Mâsadakı mana yerine göstermek

İşte bazı tefsirciler, cevabın suale her cihetle uygun olması gerektiği hayaliyle sualdeki eksikliğe ehemmiyet vermeyerek cevabın zarurî ve nazarî olan hüküm

Muhâkemât Dersleri uygulamada, çevrimdışı

Çevrimdışı indirme, kilit ekranı kontrolleri ve arka planda kesintisiz dinleme için ücretsiz ve reklamsız 3ondokuz uygulamasını indirin.

Uygulamayı İndir