Muhâkemât Dersleri — Sayfa 283

Muhâkemât Dersleri

Muhâkemât Dersleri kitabının 283. sayfası — Muhâkemât Dersleri bölümü. Yukarıdaki okuyucu bu sayfadan açılır; metin aşağıda basılı nüsha görünümüyle.

Bediüzzaman üstteki ifadelerinde Onuncu Mukaddime'nin Hâtimesine atıfta bulunur, ilgili kısmı koklayarak zevk etmemizi ister. Zira sonu misktir ve içinde olan da baldır. Misk koklanarak alınır, baldan ise yenilerek istifade edilir. İlgili kısımda kelamın kolayca anlaşılmamasının bir sebebi olarak "mana derinliğine" dikkat çekilmektedir. Öyle görülüyor ki Kur'ana akılla muhatap olmanın yanında hissen ve zevken de muhatap olunması söz konusudur.

Bediüzzaman sedle alakalı olası şöyle bir duruma dikkat çeker: Keyfiyeti meçhul olan sed başka yerde diğer kıyamet alametleri gibi örtülü, kıyamete kadar bâki ve bazı inkılâplarıyla meçhul kalarak kıyamette harap olması da mümkündür. Diğer kıyamet alametleri nasıl meçhul olmalarıyla hemen her asra hitap etmede ve insanları heyecanlandırmaktadır. Benzeri bir şekilde Zülkarneynin yaptığı sed de bir meçhuliyet perdesiyle sarılıdır. Böyle olması ilahi hikmete çok daha münasip görülmektedir. Diğer kıyamet alametlerinde "Bu, budur" deyip kestirip atmak olmadığı gibi, sedle alakalı olarak işi bitiren nihai sözü söylemek mümkün görülmemektedir.

Malûmdur: Mesken, sakinlerinden daha ziyade yaşar. Kale, ehl-i tahassundan daha ziyade ömrü uzundur. Sükûn ve tahassun, vücudunun illetidir, bekâ ve devamına değildir. Bekâ ve devamına olsa da, istimrar ve adem-i hulüvvü iktiza etmez. Bir şeydeki garazın devamı, belki terettübü, o şeyin devamının zaruriyatından değildir. Pek çok binalar süknâ veya tahassun için yapılmışken, hâvî ve hâlî olarak ortada muallâk kalıyor. Bu sırrın adem-i tefehhümünden tevehhümlere yol açılmıştır.

Ye'cüc ve Me'cücden korunmuş o kavim şimdi nerde?

Üstteki kısım "Bu gibi olaylar milletlerin hafızalarında derin izler bırakır. Dededen toruna, selefden halefe bu tür olaylar en azından sözlü kültürle intikal ettirilir. Bu durumda Zülkarneyn ve o yardım ettiği mazlum kavim hakkında daha ayrıntılı bilgilere ulaşmamız gerekmez mi?" şeklinde hatıra gelebilecek tevehhümlere bir cevap gibidir. Şöyle ki:

Hemen her insan ölümü tadar. Kavimler de insanlar gibidir, gün gelir onlar da ölümü tadar. Sümerler, Babiller, Medler gibi nice kavmin zamanla tarihe karışması bunun isbatıdır. Bediüzzamanın üstte nazara verdiği gibi, mesken sakinlerinden daha fazla yaşar. Kalenin ömrü, bu kaleyle korunan ahalisinin ömründen daha uzundur. Yerleşmek ve korunmak, bunların var olmalarının illetidir, beka

Muhâkemât Dersleri uygulamada, çevrimdışı

Çevrimdışı indirme, kilit ekranı kontrolleri ve arka planda kesintisiz dinleme için ücretsiz ve reklamsız 3ondokuz uygulamasını indirin.

Uygulamayı İndir