Muhâkemât Dersleri — Sayfa 292

Muhâkemât Dersleri

Muhâkemât Dersleri kitabının 292. sayfası — Muhâkemât Dersleri bölümü. Yukarıdaki okuyucu bu sayfadan açılır; metin aşağıda basılı nüsha görünümüyle.

Muhakkaktır ki, tenzilin hâssa-yı cazibedarı i'câzdır. İ'câz ise, belâgatın yüksek tabakasından tevellüd eder. Belâgat ise, hasâis ve mezâyâ, bâhusus istiâre ve mecaz üzere müessesedir. Kim istiâre ve mecaz dürbünü ile temaşa etmezse, mezâyâsını göremez.

Mecaz ve istiâre

Kur'ân'ın insanları cezbeden özelliği, mu'cizeliğidir. Onun mu'cize oluşu, belâğatın yüksek tabakasından meydana gelir. Belâğat ise, kelime ve kelâmın birtakım özellikler ve meziyetler taşımasıyla gerçekleşir. Özellikle de istiare ve mecaza dayanır. İstiare ve mecaz dürbünüyle Kur'ân'ı temaşa etmeyen biri, onun söz güzelliklerini göremez.

Kelimeler ya gerçekten vaz'olundukları anlamda veya vaz'olundukları mana dışında kullanılırlar. Birincisine"hakikat", ikincisine"mecaz"adı verilir. Mesela, "bülbül" kelimesini kuş için kullandığımızda "hakikat", güzel sesli biri hakkında kullandığımızda "mecaz"dır. Güzel konuşan birini dinlediğimizde "Biraz önce bir bülbülün şakımalarını dinledik" dememiz ise bir istiaredir.

İstiare, "alakası teşbih olan mecaz" şeklinde tarif edilir. Mecaz istiareye göre daha geniş kapsamlıdır. Her istiare mecazdır, fakat her mecaz istiare değildir. Benzeri bir cümleyi teşbih - istiare ilişkisi açısından söylemek mümkündür: Her istiare teşbihtir, fakat her teşbih istiare değildir. Banarlı'nın ifadesiyle istiare, teşbihin en kısa, en güzel şeklidir.

İstiare kelimesi etimolojik olarak birinden iğreti bir şey isteyip almayı bildirir. Mesela,£"Gece siyah bir yarasa gibi uçtu">ve£"Karşımızda muazzam bir sonsuzluk çölü>

Muhâkemât Dersleri uygulamada, çevrimdışı

Çevrimdışı indirme, kilit ekranı kontrolleri ve arka planda kesintisiz dinleme için ücretsiz ve reklamsız 3ondokuz uygulamasını indirin.

Uygulamayı İndir