Muhâkemât Dersleri — Sayfa 312

Muhâkemât Dersleri

Muhâkemât Dersleri kitabının 312. sayfası — Muhâkemât Dersleri bölümü. Yukarıdaki okuyucu bu sayfadan açılır; metin aşağıda basılı nüsha görünümüyle.

iyi bildiğimiz biri hakkında "Baba adamdır" sözünü duyduğumuzda "Acaba çocuğu mu var?" demeyiz. Bununla başkalarına yardım eden, elden tutan şefkatli bir kimse olduğuna hemen intikal ederiz.

Yedinci belâ: Muarrefi münekker eden biri de, hareke(t) gibi bir arazı, zâtiye ve eyniyeye hasrettiklerinden, "gayr-i men hüve leh" olan vasf-ı cârîyi inkâr etmek lâzım geldiğinden, şems-i hakikat tarz-ı cereyanından çıkarılmıştır. Acaba böyleler Arapların uslûplarına hiç nazar etmemişlerdir ki, nasıl diyorlar: "Dağlar bize rast geldi. Sonra bizden ayrıldı. Başka bir dağ başını çıkardı. Sonra gitti, bizden mufarakat eyledi. Deniz dahi güneşi yuttu, ilâ âhir..." Miftah-ı Sekkâkî'de beyan olunduğu gibi, pek çok yerlerde sanat-ı beyaniyeden olan kalb-i hayali, esrar-ı beyaniye için istimâl etmektedirler. Bu ise, deveran sırrıyla mağlata-yı vehmiye üzerine müesses bir letafet-i beyaniyedir.

7- Cansızlar konuşuyor

Bazı zâhir ehli, hareket gibi zati varlığı olmayan bir durumun sadece zatta ve mekânda olabileceğini kabul ettiklerinden başkasına ait olan câri vasfı inkâr etmek durumunda kalmışlar, böylece hakikat güneşi cereyan tarzından çıkarılmıştır. Bu da "Muarrefi münekker eden" yani aslında bilinen bir şeyi bilinmez hale getiren durumlardan biri olmuştur.

Üstte metinde geçen "Hareke" ifadesinin "Hareket" olduğu metnin devamından anlaşılmaktadır. Zaten bunların yazılışı da aynıdır. Hareket, arızi bir durumdur. Bunu zatî ve mekanî olarak görmek, bazan beraberinde yanlış anlamalar da getirebilir. Metinde de nazara verildiği üzere "Dağlar bize rast geldi. Sonra bizden ayrıldı. Başka bir dağ başını çıkardı. Sonra gitti, bizden ayrıldı. Deniz güneşi yuttu" gibi cümleler, Türkçede de benzerlerine rastladığımız ifadelerdir. Bunlar "Dağlara rast geldik. Sonra dağlardan ayrıldık. Başka bir dağ gördük. Sonra oradan ayrıldık" şeklinde de söylenebilir. Bu fiillerin üstteki cümlelerde dağlara, denizlere verilmesi mecazdır. Böyle ifade edilmesinde, Sekkâkînin nazara verdiği gibi,"kalb-i hayali"sanatı vardır. Yani hayal devreye sokularak, aslında bize ait olan fiiller, dağlara nisbet edilmiştir. Bu, Beyan ilminin inceliklerinden biridir. Böyle beyan edilmesinde ayrı bir letafet ve güzellik vardır. Bu ise deveran sırrıyla algı yanılması üzerine kurulu bir söz güzelliğidir.

Sekkâkî:(1131-1229) Tanınmış Arap dili ve belâğatçisidir. "Miftah" isimli eseri, en önemli belâğat kitaplarındandır.

Muhâkemât Dersleri uygulamada, çevrimdışı

Çevrimdışı indirme, kilit ekranı kontrolleri ve arka planda kesintisiz dinleme için ücretsiz ve reklamsız 3ondokuz uygulamasını indirin.

Uygulamayı İndir