Muhâkemât Dersleri — Sayfa 318

Muhâkemât Dersleri

Muhâkemât Dersleri kitabının 318. sayfası — Muhâkemât Dersleri bölümü. Yukarıdaki okuyucu bu sayfadan açılır; metin aşağıda basılı nüsha görünümüyle.

- Tenzilin menzillerinde (Kur'ân'ın pek çok yerinde) birbirleriyle musafaha ettikleri gibi âlem kitabının arz sayfasının satırlarında birbirleriyle konuşmaları ve kucaklaşmaları vardır.

Mesela bulutu dağa konar görürsün. Dağın, bulut gemileri için demir attıkları bir liman, bulutla bir meşveret yeri ve ona bir nev'i kuş yuvası olması gibi durumlarla karşılaşırsın. Belâğat nazarında komşuluk hükmüyle dağ ve bulutun mübadelede bulunmaları, birbirlerinden ödünç şeyler almaları sebebiyle, teşbihi göz ardı edip buluttan "dağ" diye bahsedilmesi gayet uygun olmuştur.

Böylece işitmiş olduğun bu münasebetleri bildikten sonra, anlarsın ki"semadaki dağlardan dolu indirilmesi", "sema cihetinden, dağ gibi bulutlardan dolu renginde, rutubetinde ve bürudetinde indirilmesini" ifade eder.

Âleme Kur'an zaviyesinden bir bakışın sunulduğu bu açıklamalar, muhatabın ufkunu genişletmekte, bakışına muhteşem bir derinlik katmaktadır. Öyle görülüyor ki şu âlem kitabı gül goncasının iç içe katmanları misali mana katmanlarıyla dopdoludur. İnsanın bunları okuyabilmesi ise Kur'anî bir bakışla mümkündür. Yoksa "Bilimsel bir bakışla" bu manalar görülmemekte, bu tekvinî âyetlerin incelikleri farkedilmemektedir. Demek Kur'an Bediüzzaman'ın dediği gibi

- şu kitab-ı kebir-i kâinatın bir tercüme-i ezeliyesi

- ve âyât-i tekviniyeyi okuyan mütenevvi dillerinin tercüman-ı ebedîsidir.

Kâinat büyük bir kitaptır. Bu kitabın mücessem âyetleri vardır. Kur'an hem bu kitabın ezeli tercümesi, hem de âyetlerinin dillerinin ebedi tercümanıdır.

İkinci âyet: وَ الشَّمْسُ تَجْرِى لِمُسْتَقَرٍّ

Evet, تَجْرِى bir üslûba işaret ettiği gibi, لِمُسْتَقَرٍّ lafzı ile şöyle bir uslûba işaret olsun. Şöyle:

Şems, demiri altından yapılmış mühezzeb, müzehheb, zırhlı bir sefine gibi esirden olan ve "mevc-i mekfûf" tâbir olunan umman-ı semada seyahat ve yüzüyor. Eğer çendan müstakarrında lenger-endâzdır. Lâkin o bahr-i semada o zeheb-i zâib cereyan ediyor. Fakat o cereyan arazî ve tebeî ve tefhim için mürâat ve ihtiram olunan nazar-ı hissî iledir. Fakat hakikî iki cereyanı vardır. Olmaz ise de olur. Zira maksat beyan-ı intizamdır. Esâlîb-i Arap'ta olduğu gibi tebeî ise veya zatî ise, nizamın nokta-yı nazarında birdir.

Muhâkemât Dersleri uygulamada, çevrimdışı

Çevrimdışı indirme, kilit ekranı kontrolleri ve arka planda kesintisiz dinleme için ücretsiz ve reklamsız 3ondokuz uygulamasını indirin.

Uygulamayı İndir