Muhâkemât Dersleri — Sayfa 322

Muhâkemât Dersleri

Muhâkemât Dersleri kitabının 322. sayfası — Muhâkemât Dersleri bölümü. Yukarıdaki okuyucu bu sayfadan açılır; metin aşağıda basılı nüsha görünümüyle.

Güneşe değil, onu yaratana yönelmek

Türkçede "Üzümünü ye, bağını sorma" şeklinde bir deyim vardır. Bediüzzaman üstte güneşin dünya etrafında veya dünyanın güneş etrafında hareketini değerlendirirken Arapça "Balı ye, gerisini sorma" deyimine yer verir. Yani bizim için önemli olan o hareketin şöyle veya böyle olması değildir, kimin bu hareketi yaptırdığı ve bu harekete ne gibi maslahatlar taktığıdır.

Kur'ânda tecelli eden ilahî maksat, nizam ve intizamı göstermektir. Nizam ise güneş gibi parlamaktadır. Nizamı netice veren durum ister güneşin hareketi isterse de dünyanın dönmesi olsun bizim için farketmemektedir.

Bediüzzaman üstteki manaya Arapça Sarf ilminden şöyle bir örnek verir: قَالَ nin elifiyle hafiflik hâsıldır. Aslı ne olursa olsun, vav'a bedel kâf dahi olsa fark etmez. Yine elif, eliftir ve hafiftir.

Bu tasviratla beraber, hiss-i zâhire istinaden, zâhir mutaassıbane bir cümûd-u bâridi göstermek, nasıl ki belâgatın hararet ve letafetine münafidir. Öyle de, delil-i Sâni olan nizam-ı âlemin esası olan hikmetullahın şahidi olan istihsan-ı aklîye cârih ve muhaliftir. Şöyle:

Mesela, Sübhan Dağı'na çok fersahla uzak bir mesafeden müteveccih olsan ve istesen ki, Sübhan senin cihât-ı erbaana mukabil gelse veyahut her cihete mukabil olarak görmüşsün. Bu tebeddüle lâzım olan rahat bir sebebi olan kaç hareket-i vaz'iye ile birkaç adım atmak gibi en kısa yolu terk ve Sübhan Dağı gibi dehşetli bir cirm-i azîmi seni hayrette bırakacak bir daire-i azîmeyi kat etmesini tahayyül veya teklif etmek gibi gayet uzun bir yolu ve israf ve abesiyete acip bir misali nizam-ı âleme esas tutmak, bence nizama cinayet etmektir. Şimdi insaf ile nazar-ı hakikat ile bu taassub-u bârideye bak: Nasıl istikra-yı tâmmın şehadetiyle sabit olan bir hakikat-i bâhireye muaraza ediyor. O hakikat ise budur:

Hilkatte israf ve abes yoktur. Ve hikmet-i ezeliye, kısa ve müstakîm yolu terk etmez. Uzun ve müteassif yolu ihtiyar etmez. Öyleyse, acaba istikrâ-yı tâmmın mecaza karîne olmasından ne mâni tasavvur olunur ve neden câiz olmasın?

Muhâkemât Dersleri uygulamada, çevrimdışı

Çevrimdışı indirme, kilit ekranı kontrolleri ve arka planda kesintisiz dinleme için ücretsiz ve reklamsız 3ondokuz uygulamasını indirin.

Uygulamayı İndir