Muhâkemât Dersleri — Sayfa 338
Muhâkemât Dersleri
Muhâkemât Dersleri kitabının 338. sayfası — Muhâkemât Dersleri bölümü. Yukarıdaki okuyucu bu sayfadan açılır; metin aşağıda basılı nüsha görünümüyle.
Mana mı lafız mı?
Bu sırra binaen, fikirlerin akışına mecra ve belâğat çiçeklerine bahçe olmaya çok derece nâkıs, kısa, kuru ve çorak olan lafzın nazmı; fıtri mecrası olan mananın nazmına karşı gelerek belâğatı müşevveş etmiştir. Zira belağatta acemî olan bu kimseler, yanlış bir tercihle veya ihtiyaç sevkiyle lafzın tertibine, güzelleştirilmesine ve sözlük manalarının tahsiline daha ziyade muhtaçtırlar. Ayrıca lafızlar mecra olmak cihetiyle
- daha kolay
- ve daha zâhir
- ve sathî nazara daha munis
- ve seviyesi düşük olan avamın nazarlarına daha cazibeli
- ve avam-perestâne göz boyamalara daha uygun bir zemindir.
İşte bunlar gibi sebeplerle lafza daha ziyade himmet sarf etmişlerdir. Hâlbuki manaları tertipte kişi ne kadar bir mesafe alırsa alsın, önüne çok parlak sahralar çıkar, kendilerini gösterirler. Lafızların arkasına koşup dolaşmakta ise böyle bir zenginlik söz konusu değildir.
Maânînin tasavvurlarından sonra elfazın arkasına gitmek ile fikirleri çatallaşmıştır. Gide gide elfaz mânâya galebe etmek ile istihdam ederek, "lafız, mânâya hizmet etmek" olan kaziyye-i tabiiye aksine çevrildiğinden, tabiat-ı belâgattan böyle lafız-perest mutasallıfların sanatına kadar, yok belki, tasannularına uzun bir mesafe girmiştir.
Lafız bir hizmetkâr
Aslında lafız manaya hizmet eder. Ama bu kimselerde hüküm tersine çevrildiğinden lafızlar öne çıkmış, mana ise geride kalmıştır. Manaların tasavvurlarından sonra lafızların arkasına gittikleri için bu kimselerin fikirleri çatallaşmıştır. Böyle lafız düşkünleri hakikatte ortaya bir sanat koyamamış, sanat yapıyor görülmüşlerdir. Bu, sanattan tasannua geçişi ifade eder.Tasannu, sanatla aynı kökten gelir. Gerçek sanatkâr sanatını icra eder, ama acemi olan sanat yapmış gibi icraatta bulunur.
Eğer istersen, Harîrî gibi bir dâhiye-i edebin Makamat'ına gir, gör! O dâhiye-i edep nasıl hubb-u lafza mağlûp olarak, lafız-perestlik hevesi o kıymettar edebini lekedar ettiği gibi, lafız-perestlere de bast-ı özür etmiştir ve numûne-i imtisâl olmuştur. Onun için, o koca Abdülkahir bu hastalığı tedavi etmek için Delâil-i İ'câz ve Esrârü'l-Belâgat'ın bir sülüsünü onun ilâçlarından doldurmuştur.
Muhâkemât Dersleri uygulamada, çevrimdışı
Çevrimdışı indirme, kilit ekranı kontrolleri ve arka planda kesintisiz dinleme için ücretsiz ve reklamsız 3ondokuz uygulamasını indirin.
Uygulamayı İndir