Muhâkemât Dersleri — Sayfa 384
Muhâkemât Dersleri
Muhâkemât Dersleri kitabının 384. sayfası — Muhâkemât Dersleri bölümü. Yukarıdaki okuyucu bu sayfadan açılır; metin aşağıda basılı nüsha görünümüyle.
- ve o birbiriyle güzel geçimden kelâmın kemaline bir dengeleme terazisi çıkabilsin. Yoksa vazifesi hizmetkârlık ve tabiatı çocukluk olanlar, büyük rütbeye girmekle büyüklenir. Büyüklenmekle tenasübünü bozup geçimi müşevveş kılar.
Kelamın kemâli
Aynı malzemeyle yemek yapanların yemekleri farklı kalitelerde olur. Çünkü yemeğin kemali, malzemenin kıvamında pişirilmesi, baharatlarına, yağına, tuzuna dikkat edilmesi, suyunun iyi ayarlanması… gibi durumlara bağlıdır. Bediüzzaman, üstteki ifadelerinde bunların bir kısmına şöyle işaret eder:
- Mesük-Lehül-kelâm:Her kelâmın asli bir sevkediliş gayesi vardır. Mütekellim kelâmında bunu daima göz önünde tutmalı, asıl vurguyu ana konuya yapmalıdır.
- İkinci derecede yan manalar:Hemen her kelâmda zaman zaman yan konulara da geçme lüzumu olabilir. Bunun dozajını iyi ayarlamak gerekir. Yoksa mütekellim konudan bütün bütün uzaklaşabilir. "Kur'ânda Gayb Bilgisi" adıyla doktora tezimi hazırlarken, merhum Prof. Dr. Alaaddin Başar hocamıza çalışmamı ana hatlarıyla anlattım. Latife yollu bana şöyle dedi: Herhalde sen "Gayb Ansiklopedisi" hazırlıyorsun. Baksana gaybla alakalı hemen her meseleye girmişsin! Ama bu böyle olmaz. Ana başlığın "Kur'ânda Gayb Bilgisi" olduğuna göre o sınırlarda kal, konuyu dağıtma!
- İntizam:İntizam, konuyla ilgili olanları belli bir düzen içinde sıralamaktır. Sözgelimi, en başta söylenecek bir meseleyi sona bırakmak veya sonda söylenecek bir meseleyi daha sözün başında söylemek intizama aykırıdır.
- Tenasüp:Tenasüp, güzelliğin en mühim esaslarından biridir. Mesela salondaki eşyanın birbiriyle hem şekil hem de renk yönünden mütenasip olması salona aykırı bir güzellik katar. Sadece renk uyumu bile nazara alınmasa o salon güzellikten çok şey kaybeder.
Tenasüp kelimesi "nisbet" kökünden gelir. Buna "nisbetlerin uyumu" diyebiliriz. Mesela kelâmda kaç tane misal vereceğimizi iyi belirlemek gerekir. Yoksa konuyu misallerde boğmuş oluruz. Misal gerektiği halde soyut fikirleri söyleyip geçmek kelamda bir nakısa olduğu gibi, bir-iki misal maksada yeterli iken beş altı misal vererek konuyu misallerde boğmak da bir başka nakısadır. Bu âdeta muhatapların akıllarıyla alay etmek demektir.
- Hüsn-ü vifak:Bu ifade, kelâmdaki unsurların birbiriyle güzel bir uyum içinde olmasını anlatır. Yoksa konuyla pek de alakası olmayan bir meseleyi nazara vermek, muhataplara "Ne alaka?" dedirtir.
- Hüsn-ü muaşeret:Birbiriyle güzel bir geçim içinde olmak.
Muhâkemât Dersleri uygulamada, çevrimdışı
Çevrimdışı indirme, kilit ekranı kontrolleri ve arka planda kesintisiz dinleme için ücretsiz ve reklamsız 3ondokuz uygulamasını indirin.
Uygulamayı İndir