Muhâkemât Dersleri — Sayfa 460
Muhâkemât Dersleri
Muhâkemât Dersleri kitabının 460. sayfası — Muhâkemât Dersleri bölümü. Yukarıdaki okuyucu bu sayfadan açılır; metin aşağıda basılı nüsha görünümüyle.
Ezeliyet-i madde ve hareket-i zerrattan teşekkül-ü envâ gibi umûr-u bâtılaya ihtimal vermek, sırf başka şeyle nefsini ikna etmek sadedinde olduğu için, o umûrun esas-ı fasidesini tebeî nazarıyla adem-i derkinden neşet eder. Evet, nefsini ikna etmek suretinde müteveccih olursa, muhâliyet ve adem-i mâkuliyetine hükmedecektir. Faraza kabul etse de, tegâfül-ü ani's-Sâni sebebiyle hâsıl olan ıztırar ile kabul edebilir.
Âlem sarayı
Maddenin ezeliyeti ve zerrelerin hareketinden türlerin teşekkülü gibi bâtıl şeylere ihtimal vermek, sırf başka şeyle nefsini ikna etmek sadedindedir. Bu sebeple münkir kimse o şeylerin fasit esasını tebeî bakışıyla anlayamaz.
İnsan, nefsini ikna etmeyi esas alarak bu konuya yönelirse, böyle şeylerin imkânsızlığına ve makul olmayışına hükmedecektir. Küçük bir kulübe bile kendiliğinden olmazken şu muhteşem âlem sarayının bir sahibi ve yaratıcısı olmadığını kabul etmek akl-ı selimle asla bağdaşamaz. Söz gelimi kabul etse de "Allah'ı görmezden gelmek" sebebiyle hâsıl olan mecburiyetle kabul edebilir.
Maddenin ezeliyeti ve zerrelerin hareketi
Maddenin ezeliyeti ve zerrelerin hareketi, Allah'ı inkâr edenlerin en temel dayanağı olmuştur. Her nedense ezeli bir Allah'ı kabul etmek istemeyenler, ezeli bir madde inancını mecburen kabullenmişlerdir. "Madde ezelidir" demediklerinde "Allah vardır" demek zorunda kalacaklardır. Çünkü maddenin bir başlangıcı olduğunu kabul etmek, maddeyi yaratanı kabul etmeyi zorunlu kılar.
Zerrelerin hareketine gelince… Âlemde gördüğümüz bütün maddi varlıklar zerrelerden meydana gelmiştir. Zerreler mürekkebe benzetilecek olursa, kâinat kitabı zerreler mürekkebiyle yazılmıştır. Mürekkepten kendiliğinden bir makale bile çıkmayacağı gayet açık iken, her bir varlığı müstakil bir kitap hükmünde olan kâinat kitabının zerrelerin hareketiyle izah edilmesi hiç de ikna edici değildir. Evet, zerrelerin hareketi vardır, ama Allah'ın dilemesine göre vardır.
Tegâfül-ü ani's-Sâni
Bu ifade "Allah'ı görmezden gelmek" anlamına gelir, bir lakaytlık ve gaflet halini ifade eder. Pek çok ateistin Allah'ı inkârı bu türdendir. Böyleleri derinlemesine düşünüp de inkâr etmemişler, bunun yerine Onun varlığını ve yokluğunu nazara almadan yollarına devam etmişlerdir.
Muhâkemât Dersleri uygulamada, çevrimdışı
Çevrimdışı indirme, kilit ekranı kontrolleri ve arka planda kesintisiz dinleme için ücretsiz ve reklamsız 3ondokuz uygulamasını indirin.
Uygulamayı İndir