Muhâkemât Dersleri — Sayfa 475

Muhâkemât Dersleri

Muhâkemât Dersleri kitabının 475. sayfası — Muhâkemât Dersleri bölümü. Yukarıdaki okuyucu bu sayfadan açılır; metin aşağıda basılı nüsha görünümüyle.

dir. Bizler uçağa baktığımızda "Bu uçak tonlarca ağırlığında iken içinde yüzlerce insan ve tonlarca eşyayı nasıl taşıyor?" diye hayret ederken"Dünya uçağı"üzerinde sekiz milyar insanı, dev okyanusları, azametli dağları, sınırlarını bilmediğimiz ormanları ve daha neleri ve neleri saatte 108.000 kilometrelik bir hızla uzayda gezdirmektedir…

Lâzım-ı eammın vücuduyla, melzum-u ehassın vücudu

Burada şu mantık kavramlarını görmekteyiz: Lazım, lâzım-ı eamm, melzum, melzum-u ehass, akîm kıyas. Mesela, "kitap matbaada basılır" dediğimizde matbaa lazım, kitap ise melzumdur. Bu matbaanın herhangi bir matbaa olması lazım-ı eamm, "falan matbaa" olması ise lazım-ı ehassdır. Kitabın herhangi bir kitap olması melzum-u eamm, "filan kitap" olması ise melzum-u ehassdır.

Bu durumda şunu söyleyebiliriz: Herhangi bir matbaanın varlığından "filan kitabın" varlığı lazım gelmez. Kitap matbaada basılır, ama matbaa kitap yazamaz! Yazdığını iddia etmek akim, yani neticesiz, sonuç vermeyen bir kıyastır, böyle bir önermeden böyle bir sonuca varılamaz.

Buna göre£"…Tabiatı mistar iken masdar tahayyül etmek; lâzım-ı eammın vücuduyla, melzum-u ehassın vücudunu intaca çalışan akîm bir kıyasın neticesidir">cümlesini şöyle anlayabiliriz: Allah, şu tabiatı bir matbaa gibi kullanmayı prensip edinmiştir. Yaratılan her varlık tabiat matbaasında basılan bir kitap gibidir. Ama kitap basmak için matbaanın lüzumundan "Öyleyse bu kitabı bu matbaa telif etmiştir" sonucuna varamazsak, "Tabiattaki varlıklar tabiatın eseridir" sonucuna da varamayız. Böyle bir kıyas "akim" bir kıyastır.

Akim kıyas

Akim kıyas, "kendisiyle bir neticeye ulaşılmayan veya doğru netice vermeyen kıyas" demektir. Çocuğu olmayan kimseye Arapçada "akim" denilir. Neticeler çocuklar gibidir.

Ef'âl-i ihtiyariyenin nazzâmı olan şeriat ve kanun, şu kadar hark ve muhalefetle beraber birçok cühhâl-i vahşiye, âdetâ şeriatı bir hâkim-i rûhânî ve nizamı bir sultan-ı mânevî tevehhüm edip, bir tesiri tahayyül eder.

Evet, bir taburun veya askerin muttarid olan harekâtını ve yeknesak olan etvârlarını ve birbiriyle raptolunan ahvâllerini müşahede eden vahşî bir adam, şu efrad-ı adîdeyi veyahut heyet-i askeriyeyi, mânevî bir iple merbut zannederse, acaba garip görünecek midir?

Muhâkemât Dersleri uygulamada, çevrimdışı

Çevrimdışı indirme, kilit ekranı kontrolleri ve arka planda kesintisiz dinleme için ücretsiz ve reklamsız 3ondokuz uygulamasını indirin.

Uygulamayı İndir