Muhâkemât Dersleri — Sayfa 477

Muhâkemât Dersleri

Muhâkemât Dersleri kitabının 477. sayfası — Muhâkemât Dersleri bölümü. Yukarıdaki okuyucu bu sayfadan açılır; metin aşağıda basılı nüsha görünümüyle.

Yani, sofestailer eşya ve olaylar hakkında kesin hüküm vermekten kaçındıkları gibi, ben de kesin hüküm veremez hale gelmişim. Yarın güneş doğar mı? Belki doğmayabilir. Ateş yakar mı? Bazan yakmayabilir. Bir avuç toprak, bütün düşmanın gözüne isabet eder mi? Allah dilerse edebilir.

Nitekim kıyamet evvelinde güneş batıdan doğacaktır. Ateş, Hazreti İbrahim'i yakmamıştır. Hazreti Peygamberin Bedir savaşında düşmana attığı bir avuç toprak, hepsinin gözüne isabet etmiştir.

İnsanın zihni ve lisanı ve sem'i, cüz'î ve teâkubî oldukları gibi, fikri ve himmeti dahi cüz'îdir. Ve teâkub tarikiyle yalnız bir şeye taalluk eder ve meşgul kalır.

Hem de insanın kıymet ve mahiyeti, himmeti nisbetindedir. Himmetin derecesi ise, maksat ve iştigal ettiği şeyin nisbetindedir.

Hem de insan teveccüh ve kastettiği şeyde, güya fena fi'l-maksat oluyor.

İşte şu noktaya binaen, hasis bir emir veya pek cüz'î bir şey, büyük bir adama isnad olunmaz. Zira tenezzül etmez. Ve himmetini o küçük şeye sığıştıramaz. Himmeti ağır, o şey gayet hafif olduğundan, güya muvazene bozulur.

Hem de insan hangi şeye temaşa ederse, elbette mekayisini ve esaslarını kendi nefsinde arayacaktır. Eğer bulmazsa, etrafında ve ebnâ-yı cinsinde arayacaktır. Hatta hiçbir cihetten mümkinata benzemeyen Vâcibu'l-vücûd'u tefekkür etse, yine kuvve-i vahimesi şu vehm-i seyyii düstur ve dürbün yapmak istiyor. Hâlbuki Sâni-i Zülcelâl, şu nokta-yı nazarda temaşa edilmez. Kudretine inhisar yoktur. Ziya-yı şems gibi, kudret ve ilim ve iradesi şâmile ve âmmedir; münhasır olmaz, muvazeneye gelmez. En büyük şeye taalluk ettiği gibi, en küçük ve en hasis şeye dahi taalluk eder. Mikyas-ı azameti ve mizan-ı kemâli, mecmû-u âsârıdır; her bir cüzü mikyas olamaz.

İşte, Vâcibu'l-vücûd'u mümkinata kıyas etmek, kıyas-ı maalfârıktır. Mezbur vehm-i bâtıl ile muhakeme etmek hata-yı mahzdır.

Halık, mahlûka kıyas edilmez

İnsanların en büyük dalaletlerinden biri, yüce yaratıcıyı mahlûkata kıyas etmektir. Böyle bir kıyas -teknik tabirle ifade edersek- kıyas-ı maalfârıktır. Bediüzzaman üstteki kısımda bu noktaya dikkat çekmekte ve konuyu şöyle tahlil etmektedir:

Muhâkemât Dersleri uygulamada, çevrimdışı

Çevrimdışı indirme, kilit ekranı kontrolleri ve arka planda kesintisiz dinleme için ücretsiz ve reklamsız 3ondokuz uygulamasını indirin.

Uygulamayı İndir