Muhâkemât Dersleri — Sayfa 487
Muhâkemât Dersleri
Muhâkemât Dersleri kitabının 487. sayfası — Muhâkemât Dersleri bölümü. Yukarıdaki okuyucu bu sayfadan açılır; metin aşağıda basılı nüsha görünümüyle.
37. Ders:
Vahdetü'l-Vücûd
Eğer desen: Bazı mutasavvıfın kelâmından ittisal ve ittihat ve hulûl zâhir oluyor. Ve ondan tevehhüm edilir ki, bazı maddiyyûnun mesleği olan vahdetü'l-vücuda bir münasebet gösterir.
Vücudda tek varlık
Burada yeni bir konu olarak vahdetü'l-vücûd konusuna geçilmektedir.Vahdetü'l-vücûd esasen "Lâ mevcude illâ hu" cümlesinde ifadesini bulan bir tasavvuf meşrebidir. Ama bu görüşü öne sürenler, felsefecisinden materyalistine kadar geniş kitlelerin dikkatini çeken ve bunların her biri tarafından değişik yönlere çekilen bir ekol görünümündedir. Üstteki soruda medar-ı bahs edilen durum, bu tasavvufî görüşle, felsefede nazara verilen Panteizm arasında benzerlik olup olmaması meselesidir.
Vahdetü'l-vücûd yolu
Muhyiddin İbn-i Arabînin açtığı yolda gidenler, "Tek varlık vardır, o da Allah'tır" anlamında "Lâ mevcude illa hu" demişler ve bu görüş tasavvuf çevrelerinde hayli revaç bulmuştur. Bu görüşü değerlendirmede ön bilgi olarak şu noktalara dikkat çekmekte fayda görüyoruz:
Allah'ın varlığı zatındandır, bir sebebe bağlı değildir. Kelam ilminin teknik tabiriyle "vacibu'l- vücuttur." Eşyanın vücudu ise O'nun yaratmasıyladır."Heme ost değil, heme ez osttur."Yani, her şey O değil, ama her şey O'ndandır.
Eşyayla Allah arasındaki münasebet, resim ile ressam arasındaki münasebete benzer. Resim, bizatihi var değil, ressamın yapmasıyla var olmuştur. Ama yok da değildir. Öte yandan resim ayrı, ressam ayrıdır.
Muhâkemât Dersleri uygulamada, çevrimdışı
Çevrimdışı indirme, kilit ekranı kontrolleri ve arka planda kesintisiz dinleme için ücretsiz ve reklamsız 3ondokuz uygulamasını indirin.
Uygulamayı İndir