Muhâkemât Dersleri — Sayfa 496

Muhâkemât Dersleri

Muhâkemât Dersleri kitabının 496. sayfası — Muhâkemât Dersleri bölümü. Yukarıdaki okuyucu bu sayfadan açılır; metin aşağıda basılı nüsha görünümüyle.

diyata yönelmek ve onda boğulmak olduğundan, fikirleri ulûhiyeti anlamaktan sıyrılıp uzaklaştılar. O derece maddeye kıymet verdiler ki; her şeyi maddede görmek, hatta ulûhiyeti onda mezcetmek gibi batıl bir mesleğe girdiler. Fakat vahdetü'ş-şuhûd ehli olan muhakkik sofiler o derece Vâcib'e nazarlarını çevirmişler ki; mümkinatın hiçbir kıymeti kalmamıştır.£"Bir vardır">derler...

Dolayısıyla bu ikisi, Sera ve Süreyya kadar birbirinden uzaktır.

Küre-i arz küçük, parça parça ve rengârenk ve mütehalif cam parçalarından farz olunursa, her biri başka çeşitle levnine ve cirmine ve şekline nisbetle şemsten bir feyiz alacaktır. Şu hayalî feyiz ise, ne güneşin zâtı ve ne ayn-ı ziyasıdır. Hem de ziyanın temâsili ve elvan-ı seb'asının tesâviri ve güneşin tecellîsi olan şu gûnâgûn ve rengârenk çiçeklerin elvânı, faraza lisana gelirse, her biri "Güneş benim gibidir." veyahut "Güneş benim." diyeceklerdir.

اۤنْ خَيَالاَتِى كِه دَامِ اَوْلِيَاسْت عَكْسِ مَهْرُويَانِ بُوسْتَانِ خُدَاسْت

Fakat ehl-i vahdetü'ş-şuhûdun meşrebi, fark ve sahvdır. Ehl-i vahdetü'l-vücudun meşrebi mahv ve sekirdir. Safî meşrep ise, meşreb-i ehl-i fark ve sahvdır.

حَقِيقَةُ الْمَرْءِ لَيْسَ الْمَرْءُ يُدْرِكُهَا فَكَيْفَ كَيْفِيَّةُ الْجَبَّارِ ذِى الْقِدَمِ

هُوَ الَّذِى اَبْدَعَ اْلاَشْيَاءَ وَ اَنْشَاَهَا فَكَيْفَ يُدْرِكُهُ مُسْتَحْدَثُ النَّسَمِ

Eşyanın mahiyeti ve İlahi tecelliler

Allah'ın âlemde icraatı tecelliyat ile olmaktadır. Bediüzzaman bunu güneşin farklı özellikteki aynalarda tecelli etmesi misaliyle anlatır. Şöyle ki:

Dünya küçük, parça parça, rengârenk ve birbirinden farklı cam parçalarından farz olunursa her biri başka çeşitle rengine, cirmine ve şekline nispetle güneşten bir feyz alacaktır. Şu hayalî feyz ise, ne güneşin zâtı ve ne ziyasının aynıdır. Hem de ziyanın timsalleri, yedi renginin tasvirleri ve güneşin tecellisi olan şu türlü türlü ve rengârenk çiçeklerin renkleri faraza dile gelirse, her biri "Güneş benim gibidir" veyahut "Güneş benim" diyeceklerdir.

Verilen misalde bu tecellinin mazharların kabiliyetine göre olduğu nazara verilmektedir. Hepsinde tecelli eden aynı güneş olmakla beraber, mukabilindeki aynaların rengine, cirmine ve şekline göre o aynada görüntü farklı olmaktadır.

Muhâkemât Dersleri uygulamada, çevrimdışı

Çevrimdışı indirme, kilit ekranı kontrolleri ve arka planda kesintisiz dinleme için ücretsiz ve reklamsız 3ondokuz uygulamasını indirin.

Uygulamayı İndir