Muhâkemât Dersleri — Sayfa 50
Muhâkemât Dersleri
Muhâkemât Dersleri kitabının 50. sayfası — Muhâkemât Dersleri bölümü. Yukarıdaki okuyucu bu sayfadan açılır; metin aşağıda basılı nüsha görünümüyle.
-Bilimin zanni ve teorik bir sonucuyla dinin herhangi bir nassı değerlendirilemez, ona dayanarak tenkit edilemez. Mesela Darwin'in evrim teorisine dayanılarak dinde bildirilen ilk insanın Hz. Âdem olmasına itiraz edilemez.
-Bilimin kat'i olarak ulaştığı bir sonuç, manaya delaleti zanni olan bir nassla çelişirse, bu durumda bilim asıl kabul edilir, o nass da bilimin ışığında tevil edilir. Bediüzzamanın nazara verdiği esas, işte bu gibi durumlarda geçerlidir. Mesela âyette şöyle geçer:
"Yere bakmıyorlar mı, nasıl yayılmış?"
Âyet metninde geçen"satıh"kelimesinden yola çıkılarak, bazı tefsirlerde dünyanın düz olduğu ifade edilmiştir. Bu ise bilimin günümüzde kat'i olarak ulaştığı "dünyanın yuvarlaklığıyla" çelişmektedir. Bu durumda bu tür yorumların bilimin sonuçlarıyla yeniden değerlendirilmesi gerekir. Zaten âyette nazara verilen durum dünyanın düz olması değil, o kadar dağlar, vadiler arasında insanların kolayca istifade etmeleri için ova gibi düz yerlerin meydana getirilmesidir.
Ali Fuat Başgil, akıl-nakil konusunda şu mühim noktaya dikkat çeker:
"Akıl ve nakil, iki nakiz değil, iki mütemmimdir"
Ali Arslan Aydın ise benzeri bir yaklaşımla şöyle der:
"Akıl ile nakil birbirini nakzetmez. Yani ikisi arasında çelişki yoktur. Belki onlar daima birbirini teyit eder ve destekler. Şayet aralarında ihtilaf var gibi görülürse, bunun sebebi, ya aklın selim (sağlıklı) ya da naklin sarih (açık) olmamasıdır."
Burada, İslam'da din-ilim çatışması şeklinde gösterilen şeylerin iki mühim sebebine dikkat çekilmiştir. Bunlardan birincisi, vahyin muhatapları olan bazı kimselerin selim bir akla sahip olmayışı, ikincisi ise, vahiyle bildirilen nassın açık olmayışıdır. Nassın açık olmadığı durumlarda te'vil cihetine gidilir. Te'vilde ise, katiyet söz konusu olamaz. Aynı nass, başka şekillerde de anlaşılmaya müsaittir. Mesela, hurûf-u mukattaa'dan olan ve kendi adıyla anıldığı sure başında yer alan (Kaf) harfinden Kaf Dağının varlığını isbata çalışmak, yine hurûf-u mukattaa'dan olan (Nun) harfinden yerin sırtında durduğu bir balığı görmeye gayret etmek tekellüfü, yani zorlamalı te'villerdir. Bu tür yorumlar, başkasını bağlayıcı ve Kur'ân'ın özünü yansıtıcı ifadeler olmaktan uzaktır. Bazılarının bu tür âyetlerden ilme ters istihraçlarda bulunmalarına bakıp Kur'ân'ı ilme tersmiş gibi göstermek büyük bir insafsızlıktır.
Muhâkemât Dersleri uygulamada, çevrimdışı
Çevrimdışı indirme, kilit ekranı kontrolleri ve arka planda kesintisiz dinleme için ücretsiz ve reklamsız 3ondokuz uygulamasını indirin.
Uygulamayı İndir