Muhâkemât Dersleri — Sayfa 530

Muhâkemât Dersleri

Muhâkemât Dersleri kitabının 530. sayfası — Muhâkemât Dersleri bölümü. Yukarıdaki okuyucu bu sayfadan açılır; metin aşağıda basılı nüsha görünümüyle.

Muhammed de (asm) peygamberdir. Çünkü onlara nebi dediren durumlar onda daha ziyadesiyle mevcuttur.

Kıyas-ı hafi:"Sebebi gizli olan, zihne birden gelmeyen kıyas" demektir.Kıyas, bir şeyi başka bir şeye benzeterek hüküm vermek ve mukayese yoluyla değerlendirme yapmaktır. Bu değerlendirmede bir asıl bir de fer' vardır. Mesela, "Şu dünyada hayat varsa, elbette ulvî âlemlerde de hayat vardır. Kulübede yaşayan varsa, sarayların boş olması düşünülemez" dediğimizde kıyas yapmış oluruz. Aslın hükmünün fer'e verilmesine sebep olan illet kolayca anlaşılabiliyorsa buna kıyas-ı celî(açık kıyas) denir. Kolayca anlaşılamıyorsa buna da kıyas-ı hafî(gizli, kapalı kıyas) denilir.

Kıyas-ı evlevî:Bir şeyin evleviyetle sabit olmasıdır. Mesela, Kur'ân'da ana-babaya öf demek bile yasaklanmıştır. Buna kıyasen, anne ve babayı dövmek öncelikle yasaklanmış demektir. İşte, peygamberlerin hâllerine baktığımızda onlardaki hâllerin daha mükemmelini peygamber efendimizde görmek, bize O'nun nübüvveti hususunda tam bir kanaat verir.

Tenkih-ı menât:Hükmün illetini ayıklamaktır. Mesela, içkinin haram kılınma sebebi çeşitli yönlerden ele alınabilir. Bütün bunları araştırıp "sarhoşluk verici olması" noktasında ittifak etmek gibi… Bunun Hazreti Peygamberin nübüvvetine delil olarak kullanılması "Acaba nebilere nebi dediren haller nelerdir?" sorusuna cevap aranması noktasındandır. Mesela herhangi bir peygamberin yemesi içmesi, evlenmesi ona nebi dedirtmez, ama vahyin diliyle Allah'ı anlatması ve elinde mu'cizeler zâhir olması gibi durumlar onun nübüvvetini gösterir.

Kısa cümlelerle söylemiyorum; muğlâkça oluyor. Zira şu hakâik her tarafa derin köklerini attıklarından mesele uzunlaşıyor. Suret-i meseleyi bozmak ve parça parça etmek ve hakikati incitmek istemiyorum. Hem de hakikatin etrafına bir daireyi çekmek istiyorum, tâ hakikat mahsur kalıp kaçmasın. Ben tutmazsam başkası tutsun. Beni mâzur tutsanız, febihâ... Ve illâ hürriyet var; tahakküm yoktur. Keyfinize...

Uzun cümleler

Bediüzzaman bu eserinde cümlelerini genelde uzun tutmuştur. Ayrıca yer yer bazı meseleler kapalı kalmıştır. Kendisi bunun gerekçesini şöyle anlatır:

Şu hakikatler her tarafa derin köklerini attıklarından mesele uzunlaşıyor. Meselenin şeklini bozmak ve parça parça etmek ve hakikati incitmek istemiyorum. Hem

Muhâkemât Dersleri uygulamada, çevrimdışı

Çevrimdışı indirme, kilit ekranı kontrolleri ve arka planda kesintisiz dinleme için ücretsiz ve reklamsız 3ondokuz uygulamasını indirin.

Uygulamayı İndir