Muhâkemât Dersleri — Sayfa 580
Muhâkemât Dersleri
Muhâkemât Dersleri kitabının 580. sayfası — Muhâkemât Dersleri bölümü. Yukarıdaki okuyucu bu sayfadan açılır; metin aşağıda basılı nüsha görünümüyle.
Şâri'in irşad-ı cumhurdan maksud-u aslîsi, isbat-ı Sani-i Vahid ve nübüvvet ve haşir ve adalette münhasırdır. Öyleyse, Kur'ân'daki zikr-i ekvan, istitrâdî ve istidlâl içindir. Cumhurun efhamına göre sanatta zâhir olan nizam-ı bedî ile nazzam-ı hakikî olan Sâni-i Zülcelâl'e istidlâl etmek içindir. Hâlbuki sanatın eseri ve nizamı her şeyden tezahür eder. Keyfiyet-i teşekkül nasıl olursa olsun, maksad-ı aslîye taalluk etmez.
Akl-ı selimle bakmak
Üçüncü Nokta'ya cevap: Bu kısım, Kur'ânın bazı zahiri ifadelerinin, aklî delilin zıddına meylettirip, gerçeğe aykırı olma ihtimalini ifade eden şüphelerine bir cevaptır.
Bediüzzaman önce Birinci Mukaddime'ye atıfta bulunur. İlgili kısımda şöyle denilmektedir:£>
"Akıl ve nakil teâruz ettikleri vakitte, akıl asıl itibar ve nakil te'vil olunur. Fakat o akıl, akıl olsa gerektir."
Yani zahirde akıl ile nakil arasında bir çelişki olabilir. Böyle bir durumda asıl olarak akla itibar edilir. Nakil de tevil olunur. Ama bunu yapacak aklın sıradan bir akıl değil, akl-ı selim olması gerekir.
Bediüzzaman sonra da şuna dikkat çeker: Dini gönderen Allah'ın geniş kitleleri irşad etmekten asıl maksudu, Sâni'-i Vâhidin isbatı, nübüvvet, haşir ve adalettir. Öyle ise: Kur'ân'daki kâinatın zikri, ikinci derecede ve delil getirmeye yöneliktir. Geniş kitlelerin fehimlerine göre sanatta ortaya çıkan harika nizam ile nizamın hakikî sahibi olan Sâni'-i Zülcelal'e delil getirilmektedir. Hâlbuki sanatın eseri ve nizamı her şeyden açığa çıkar. Teşekkül keyfiyeti nasıl olursa olsun, aslî maksada taalluk etmez. Mesela dünyadaki mükemmelliği görmekteyiz. Dünya ister düz ister yuvarlak olsun gözler önündeki mükemmellik Allah'ı göstermeye kâfi ve vâfidir.
Mukarrerdir ki; delil, müddeâdan evvel mâlûm olması gerektir. Bunun içindir ki, bazı nusûsun zevâhiri, ittizah-ı delil ve istînâs-ı efkâr için cumhurun mu'tekadât-ı hissiyelerine imale olunmuştur. Fakat delâlet etmek için değildir. Zira Kur'ân, âyâtının telâfifinde öyle emârat ve karâini nasbetmiştir ki, o sadeflerdeki cevahiri ve o zevahirdeki hakikatleri ehl-i tahkike parmakla gösterir ve işaret eder.
Evet, "kelimetullah" olan Kitab-ı Mübîn'in, bazı âyâtı, bazısına müfessirdir. Yani, bazı âyâtı, ehavâtının "mâ fi'z-zamirlerini" izhar eder. Öyleyse, bazıları diğer bir ba'za karine olabilir ki, mânâ-yı zâhirî murat değildir.
Muhâkemât Dersleri uygulamada, çevrimdışı
Çevrimdışı indirme, kilit ekranı kontrolleri ve arka planda kesintisiz dinleme için ücretsiz ve reklamsız 3ondokuz uygulamasını indirin.
Uygulamayı İndir