Nur'un İlk Kapısı — Sayfa 103
Onüçüncü Ders
Nur'un İlk Kapısı kitabının 103. sayfası — Onüçüncü Ders bölümü. Yukarıdaki okuyucu bu sayfadan açılır; metin aşağıda basılı nüsha görünümüyle.
Evet Furkân-ı Hakîm'dir ki; şu sahâif-i kâinatta kalem-i kudretle yazılan âyât-ı tekviniyeyi beşere ders verir. Mevcudata, mâna-yı harfiyle bakar. "Ne güzel yapılmış, ne güzel delâlet ediyor." der. Kâinatın hakikî güzelliğini gösterir.
İlm-i hikmet dedikleri felsefe ise; sahâif-i kâinatın hurufunun tezyinat ve münasebatına dalmış, sersemleşmiş. Hurufata, mâna-yı harfiyle bakmak lâzım gelirken, mâna-yı ismiyle bakmış. "Ne güzel yapılmış." diyecek yerde, "Ne güzeldir." deyip çirkinleştirmiş. Kâinatı tahkir edip, kendisine müşteki etmiştir.
وَمَنْ يَتَوَكَّلْ عَلَى اللّٰهِ فَهُوَ حَسْبُهُ
Ey Said! Saadet istersen, tevekkül et. Fakat tevekkül, esbabı bütün bütün reddetmek değildir. Belki müsebbebatı ve netâicini Hâlık'tan istemektir. Esbaba teşebbüs, bir nevi dua-yı fiilîdir. Vesait ise, perde-i dest-i kudrettir.
Evet, tevekkül etsen, dünyada istirahatın, âhirette istifâden kat'îdir. Mütevekkil ile, sözü anlamayan gayr-ı mütevekkilin misalleri şu hikâyeye benzer ki:
İki adam, bellerine ve başlarına ağır yükler
Nur'un İlk Kapısı uygulamada, çevrimdışı
Çevrimdışı indirme, kilit ekranı kontrolleri ve arka planda kesintisiz dinleme için ücretsiz ve reklamsız 3ondokuz uygulamasını indirin.
Uygulamayı İndir