Nur'un İlk Kapısı — Sayfa 16

İkinci Ders

Nur'un İlk Kapısı kitabının 16. sayfası — İkinci Ders bölümü. Yukarıdaki okuyucu bu sayfadan açılır; metin aşağıda basılı nüsha görünümüyle.

nara kadar çok muhtelif ağaçların meyveleri ve yemişleri var. Sû'-i fehminden ve sû-i taliinden bu dehşetli hâlâtın âdi ve kendi kendine olmuş bir şey olmadığını anlamadı. Ve bu ince iş içinde iş olduğuna intikal etmedi. Kalb ve ruhu ve akıl ve letâifi bu elîm ve dehşetli vaziyetten feryat ve figan ederken, nefs-i emmâresi tegâfül ile tecâhül etti. Kalb ve ruhun âh ve enîn ve fizârından kulağını kapayıp, kendi kendini aldatarak bir bostanda bulunuyor gibi o meyveleri yemeğe başladı. Fakat, o meyvelerin bir kısmı zehirli ve muzır idi. Bir hadîs-i kudsîde Cenâb-ı Hak buyurdu ki:

اَنَا عِنْدَ ظَنِّ عَبْد۪ى ب۪ى

yâni; "Kulum beni nasıl tanırsa, ona öyle muamele ederim." Şu bedbaht adam da sû-i zannıyla gördüğünü hakikat telakki etti. Öyle muamele gördü ve görüyor. Ne ölür ki kurtulsun ve ne de elemsiz kalır ki yaşasın. Şu miskin ahmak fehmetmedi ki, bu tılsımlı ve acib işlerde tesâdüf mümkün olmaz.

Biz de şu meş'umu şu azapta bırakıp döneceğiz. Mübarek ve yümünlü diğer kardeşin arkasından gideriz.

İşte, şu zat hüsn-ü sîretinden nâşi, hüsn-ü

Nur'un İlk Kapısı uygulamada, çevrimdışı

Çevrimdışı indirme, kilit ekranı kontrolleri ve arka planda kesintisiz dinleme için ücretsiz ve reklamsız 3ondokuz uygulamasını indirin.

Uygulamayı İndir