Yirmiyedinci Pencere

Otuzüç Pencere · Sayfa 59

KitapOtuzüç Pencere
Sayfa59–62
SeviyeAna bölüm

Otuzüç Pencere kitabının "Yirmiyedinci Pencere" bölümü 59. sayfada başlar. Yukarıdaki okuyucu bu sayfadan açılır; bölümün metni aşağıda basılı nüsha görünümüyle verilmiştir. Kitabın tamamı: Otuzüç Pencere.

pek latîf, nûranî bir pencere açar. Onun ile, bütün esmâsı cemile bir Cemil-i Zülcelâl'i ve bir Mahbûb-u Lâyezalî'yi ve bir Mâbud-u Lemyezel'i, hüşyar olan akıl ve kalblere gösterir.

İşte ey maddiyât karanlığında, evham zulümatında, boğucu şübehât içinde çırpınan gafil! Kendine gel. İnsaniyete lâyık bir sûrette yüksel. Şu dört delik ile bak; cemâl-i vahdeti gör, kemâl-i îmânı kazan, hakikî insan ol!..

Yirmiyedinci Pencere

اَللّٰهُ خَالِقُ كُلِّ شَيْءٍ وَهُوَ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ وَك۪يلٌ

Kâinatta, "esbab ve müsebbebât" görünen eşyaya bakıyoruz ve görüyoruz ki: En âlâ bir sebep, en âdi bir müsebbebe kuvveti yetmiyor. Demek esbab bir perdedir. Müsebbebleri yapan başkadır. Meselâ; hadsiz masnuâttan yalnız cüz'î bir misal olarak, insan başı içinde bir hardal küçüklüğünde bir yerde yerleştirilen kuvve-i hâfızaya bakıyoruz. Görüyoruz ki; öyle bir câmi' kitap belki kütüphane hükmündedir ki, bütün sergüzeşt-i hayatı, içinde karıştırılmaksızın yazılıyor.

Sayfa 60

Acaba şu mu'cize-i kudrete hangi sebep gösterilebilir? Telâfif-i dimağiye mi? Basit, şuursuz hüceyrât zerreleri mi? Tesâdüf rüzgârları mı? Halbuki; o mu'cize-i san'at, öyle bir zâtın san'atı olabilir ki; beşerin haşirde neşredilecek büyük defter-i a'mâlinden muhasebe vaktinde hatıra getirilecek ve işlediği her fiilleri yazıldığını bildirmek için bir küçük senet istinsah edip, yazıp aklının eline verecek bir Sâni-i Hakîm'in san'atı olabilir.

İşte beşerin kuvve-i hâfızasına misal olarak bütün yumurtaları, çekirdekleri, tohumları kıyas et ve bu câmi' küçücük mu'cizelere, sâir müsebbebatı da kıyas et. Çünkü, hangi müsebbebe ve masnûa baksan, o derece hârika bir san'at var ki, değil onun âdi, basit sebebi, belki bütün esbab toplansa, ona karşı izhar-ı acz edecekler. Meselâ; büyük bir sebep zannedilen Güneş'i; ihtiyarlı, şuurlu farz ederek ona denilse: "Bir sineğin vücudunu yapabilir misin?" Elbette diyecek ki: "Hâlık'ımın ihsânı ile dükkânımda ziyâ, renkler, harâret çok. Fakat sineğin vücudunda göz, kulak, hayat gibi öyle şeyler var ki, ne benim dükkânımda bulunur ve ne de benim iktidarım dâhilindedir."

Hem nasılki; müsebbebdeki hârika san'at

Sayfa 59   Okuyucuda devam et

Otuzüç Pencere uygulamada, çevrimdışı

Çevrimdışı indirme, kilit ekranı kontrolleri ve arka planda kesintisiz dinleme için ücretsiz ve reklamsız 3ondokuz uygulamasını indirin.

Uygulamayı İndir