Nur'un İlk Kapısı — Sayfa 93

Onbirinci Ders

Nur'un İlk Kapısı kitabının 93. sayfası — Onbirinci Ders bölümü. Yukarıdaki okuyucu bu sayfadan açılır; metin aşağıda basılı nüsha görünümüyle.

Evet Kur'ân'ın tilmizi, en büyük şeyleri, Arş ve Şems gibi mevcudları birer memur, birer mahluk-u musahhar, birer âciz tanır. Ruhunda, bütün ehl-i semâvât ve Arz sâlihlerine karşı öyle bir alâka-i şedide-i uhuvvetkârâne hisseder ki, ehl-i beytine dua ettiği gibi; an samîmi'l-kalb onlara da dua edip, saâdetleriyle mes'ud olduğunu gösterir.

Bu iki tilmizin mürüvvetlerinin derece-i farkına bak ki: Senin tilmizin, nefsi için kardeşinden kaçar. Kur'ân'ın tilmizi ise, bütün ibâdı, belki bütün mahlukatı kendine kardeş görür.

Kur'ân-ı Kerîm'in, tilmizlerine verdiği ulviyet ve kıymet bununla anlaşılır ki: Bu küçük insan, küçük bir mikroba mağlup ve edna bir kerb ile yere düştüğü ve o kadar zaîf olduğu halde; Kur'ân-ı Kerîm'in feyz ve irşadıyla o derece yükseklenir ve o derece letâifi inbisât eder ki; dünya mevcûdâtını ve zerrât-ı kâinatı tesbih tanesi edip, Mâbudunu o adetle zikreder. Hattâ bir kısımları bunları da az görüp, Mâbud-u Zülcelâl'in liyakatını göstermek için gayr-ı mütenahî adetle, gayr-ı mütenahî tesbih ile Mâbud-u Zülcemâl'i zikrediyorlar. Dünya zerrâtının, virdlerine kâfi bir tesbih olmadığını ve nâkıs olduğunu gören ve Cennet'i zikirlerine gaye tanımayan uluvv-i himmet

Nur'un İlk Kapısı uygulamada, çevrimdışı

Çevrimdışı indirme, kilit ekranı kontrolleri ve arka planda kesintisiz dinleme için ücretsiz ve reklamsız 3ondokuz uygulamasını indirin.

Uygulamayı İndir