Kur'an-ı Kerim 271. Sayfa
Nahl — 14. cüz. Mushaf sayfasını okuyun, meal ve okunuşuna geçin.
Diyanet mushafının 271. sayfası: Nahl 35-42; 14. cüz. Yukarıdaki okuyucu bu sayfadan açılır; sağa kaydırarak sonraki sayfaya geçin, "Bu sayfayı okudum" ile ilerlemenizi işaretleyin. Sayfadaki sûreler: Nahl Suresi.
Sayfadaki Ayetler ve Meali
Nahl Suresi 35-42. ayetler
- 35
وَقَالَ الَّذٖینَ اَشْرَكُوا لَوْ شَٓاءَ اللّٰهُ مَا عَبَدْنَا مِنْ دُونِهٖ مِنْ شَیْءٍ نَحْنُ وَلَٓا اٰبَٓاؤُ࣑نَا وَلَا حَرَّمْنَا مِنْ دُونِهٖ مِنْ شَیْءٍؕ كَذٰلِكَ فَعَلَ الَّذٖینَ مِنْ قَبْلِهِمْۚ فَهَلْ عَلَى الرُّسُلِ اِلَّا الْبَلَاغُ الْمُبٖینُ ٣٥
Allah'a ortak koşanlar dediler ki: "Allah dileseydi ne biz, ne de atalarımız O'ndan başka hiçbir şeye tapmazdık, O'nun emri olmadan hiçbir şeyi de haram kılmazdık." Kendilerinden öncekiler de böyle yapmıştı. Peygamberlere düşen sadece apaçık bir tebliğdir.
- 36
وَلَقَدْ بَعَثْنَا فٖی كُلِّ اُمَّةٍ رَسُولًا اَنِ اعْبُدُوا اللّٰهَ وَاجْتَنِبُوا الطَّاغُوتَۚ فَمِنْهُمْ مَنْ هَدَى اللّٰهُ وَمِنْهُمْ مَنْ حَقَّتْ عَلَیْهِ الضَّلَالَةُؕ فَسٖیرُوا فِی الْاَرْضِ فَانْظُرُوا كَیْفَ كَانَ عَاقِبَةُ الْمُكَذِّبٖینَ ٣٦
Andolsun biz, her ümmete, "Allah'a kulluk edin, tâğûttan kaçının" diye peygamber gönderdik. Allah onlardan kimini doğru yola iletti, onlardan kimine de (kendi iradeleri sebebiyle) sapıklık hak oldu. Şimdi yeryüzünde dolaşın da peygamberleri yalanlayanların sonunun ne olduğunu görün.
- 37
اِنْ تَحْرِصْ عَلٰى هُدٰیهُمْ فَاِنَّ اللّٰهَ لَا یَهْدٖی مَنْ یُضِلُّ وَمَا لَهُمْ مِنْ نَاصِرٖینَ ٣٧
Sen onların doğru yola erişmelerine aşırı istek göstersen de şüphesiz Allah saptırdığı kimseyi doğru yola iletmez. Onların yardımcıları da yoktur.
- 38
وَاَقْسَمُوا بِاللّٰهِ جَهْدَ اَیْمَانِهِمْۙ لَا یَبْعَثُ اللّٰهُ مَنْ یَمُوتُؕ بَلٰى وَعْدًا عَلَیْهِ حَقًّا وَلٰكِنَّ اَكْثَرَ النَّاسِ لَا یَعْلَمُونَۙ ٣٨
Onlar, "Allah ölen bir kimseyi diriltmez." diye var güçleriyle Allah'a yemin ettiler. Hayır diriltecek! Bu, yerine getirilmesini Allah'ın üzerine aldığı bir vaaddir. Fakat insanların çoğu bilmezler.
- 39
لِیُبَیِّنَ لَهُمُ الَّذٖی یَخْتَلِفُونَ فٖیهِ وَلِیَعْلَمَ الَّذٖینَ كَفَرُٓوا اَنَّهُمْ كَانُوا كَاذِبٖینَ ٣٩
(Diriltecek ki) ayrılığa düştükleri şeyi onlara anlatsın ve kâfir olanlar da kendilerinin yalancı olduklarını bilsinler!
- 40
اِنَّمَا قَوْلُنَا لِشَیْءٍ اِذَٓا اَرَدْنَاهُ اَنْ نَقُولَ لَهُ كُنْ فَیَكُونُࣖ ٤٠
Biz bir şeyin olmasını istediğimiz zaman sözümüz sadece, ona, "ol" dememizdir. O da hemen oluverir.
- 41
وَالَّذٖینَ هَاجَرُوا فِی اللّٰهِ مِنْ بَعْدِ مَا ظُلِمُوا لَنُبَوِّئَنَّهُمْ فِی الدُّنْیَا حَسَنَةًؕ وَلَاَجْرُ الْاٰخِرَةِ اَكْبَرُۘ لَوْ كَانُوا یَعْلَمُونَۙ ٤١
Zulme uğradıktan sonra Allah yolunda hicret edenlere gelince, elbette onları dünyada güzel bir şekilde yerleştiririz. Ahiret mükafatı ise daha büyüktür. Keşke bilselerdi...
- 42
اَلَّذٖینَ صَبَرُوا وَعَلٰى رَبِّهِمْ یَتَوَكَّلُونَ ٤٢
Onlar, sabreden ve yalnız Rablerine tevekkül eden kimselerdir.
Diğer Sayfalar
Kur'an'ı uygulamada da okuyun
Çevrimdışı indirme, kilit ekranı kontrolleri ve arka planda kesintisiz dinleme için ücretsiz ve reklamsız 3ondokuz uygulamasını indirin.
Uygulamayı İndir