Kur'an-ı Kerim 438. Sayfa
Fâtır — 22. cüz. Mushaf sayfasını okuyun, meal ve okunuşuna geçin.
Diyanet mushafının 438. sayfası: Fâtır 31-38; 22. cüz. Yukarıdaki okuyucu bu sayfadan açılır; sağa kaydırarak sonraki sayfaya geçin, "Bu sayfayı okudum" ile ilerlemenizi işaretleyin. Sayfadaki sûreler: Fâtır Suresi.
Sayfadaki Ayetler ve Meali
Fâtır Suresi 31-38. ayetler
- 31
وَالَّذٖٓی اَوْحَیْنَٓا اِلَیْكَ مِنَ الْكِتَابِ هُوَ الْحَقُّ مُصَدِّقًا لِمَا بَیْنَ یَدَیْهِؕ اِنَّ اللّٰهَ بِعِبَادِهٖ لَخَبٖیرٌ بَصٖیرٌ ٣١
(Ey Muhammed!) Sana vahyettiğimiz kitap (Kur'an), kendinden öncekini tasdik eden hak kitaptır. Şüphesiz Allah (kullarından) hakkıyla haberdardır. Onları hakkıyla görür.
- 32
ثُمَّ اَوْرَثْنَا الْكِتَابَ الَّذٖینَ اصْطَفَیْنَا مِنْ عِبَادِنَاۚ فَمِنْهُمْ ظَالِمٌ لِنَفْسِهٖۚ وَمِنْهُمْ مُقْتَصِدٌۚ وَمِنْهُمْ سَابِقٌ بِالْخَیْرَاتِ بِاِذْنِ اللّٰهِؕ ذٰلِكَ هُوَ الْفَضْلُ الْكَبٖیرُؕ ٣٢
Sonra biz o kitabı kullarımızdan seçtiğimiz kimselere (Muhammed'in ümmetine) miras olarak verdik. Onlardan kendine zulmedenler vardır. Onlardan ortada olanlar vardır. Yine onlardan Allah'ın izniyle hayırlı işlerde öne geçenler vardır. İşte bu büyük lütuftur.
- 33
جَنَّاتُ عَدْنٍ یَدْخُلُونَهَا یُحَلَّوْنَ فٖیهَا مِنْ اَسَاوِرَ مِنْ ذَهَبٍ وَلُؤْلُؤً࣑اۚ وَلِبَاسُهُمْ فٖیهَا حَرٖیرٌ ٣٣
Onlar, Adn cennetlerine girerler. Orada altın bilezikler ve incilerle süslenirler. Oradaki elbiseleri de ipektir.
- 34
وَقَالُوا الْحَمْدُ لِلّٰهِ الَّذٖٓی اَذْهَبَ عَنَّا الْحَزَنَؕ اِنَّ رَبَّنَا لَغَفُورٌ شَكُورٌۙ ٣٤
Şöyle derler: "Hamd, bizden hüznü gideren Allah'a mahsustur. Şüphesiz Rabbimiz çok bağışlayandır, şükrün karşılığını verendir."
- 35
اَلَّذٖٓی اَحَلَّنَا دَارَ الْمُقَامَةِ مِنْ فَضْلِهٖۚ لَا یَمَسُّنَا فٖیهَا نَصَبٌ وَلَا یَمَسُّنَا فٖیهَا لُغُوبٌ ٣٥
"O, lütfuyla bizi kalınacak yurda yerleştirendir. Bize orada bir yorgunluk dokunmaz. Bize orada usanç da gelmez."
- 36
وَالَّذٖینَ كَفَرُوا لَهُمْ نَارُ جَهَنَّمَۚ لَا یُقْضٰى عَلَیْهِمْ فَیَمُوتُوا وَلَا یُخَفَّفُ عَنْهُمْ مِنْ عَذَابِهَاؕ كَذٰلِكَ نَجْزٖی كُلَّ كَفُورٍۚ ٣٦
İnkar edenler için ise cehennem ateşi vardır. Öldürülmezler ki ölsünler. Kendilerinden cehennem azabı da hafifletilmez. İşte biz her nankörü böyle cezalandırırız.
- 37
وَهُمْ یَصْطَرِخُونَ فٖیهَاۚ رَبَّنَٓا اَخْرِجْنَا نَعْمَلْ صَالِحًا غَیْرَ الَّذٖی كُنَّا نَعْمَلُؕ اَوَلَمْ نُعَمِّرْكُمْ مَا یَتَذَكَّرُ فٖیهِ مَنْ تَذَكَّرَ وَجَٓاءَكُمُ النَّذٖیرُؕ فَذُوقُوا فَمَا لِلظَّالِمٖینَ مِنْ نَصٖیرٍࣖ ٣٧
Onlar cehennemde, "Ey Rabbimiz! Bizi buradan çıkar ki dünyada iken işlemekte olduğumuzdan başka ameller, salih ameller işleyelim" diye bağrışırlar. (Onlara şöyle denilir:) "Sizi, düşünüp öğüt alacak kimsenin düşünüp öğüt alabileceği kadar yaşatmadık mı? Size uyarıcı da gelmişti. Öyle ise tadın azabı. Çünkü zalimler için hiçbir yardımcı yoktur."
- 38
اِنَّ اللّٰهَ عَالِمُ غَیْبِ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِؕ اِنَّهُ عَلٖیمٌ بِذَاتِ الصُّدُورِ ٣٨
Şüphesiz Allah göklerin ve yerin gaybını bilendir. Şüphesiz o, gögüslerin özünü (kalplerde olanı) hakkıyla bilendir.
Diğer Sayfalar
Kur'an'ı uygulamada da okuyun
Çevrimdışı indirme, kilit ekranı kontrolleri ve arka planda kesintisiz dinleme için ücretsiz ve reklamsız 3ondokuz uygulamasını indirin.
Uygulamayı İndir