Kur'an-ı Kerim 569. Sayfa
Meâric — 29. cüz. Mushaf sayfasını okuyun, meal ve okunuşuna geçin.
Diyanet mushafının 569. sayfası: Meâric 11-39; 29. cüz. Yukarıdaki okuyucu bu sayfadan açılır; sağa kaydırarak sonraki sayfaya geçin, "Bu sayfayı okudum" ile ilerlemenizi işaretleyin. Sayfadaki sûreler: Meâric Suresi.
Sayfadaki Ayetler ve Meali
Meâric Suresi 11-39. ayetler
- 11
یُبَصَّرُونَهُمْؕ یَوَدُّ الْمُجْرِمُ لَوْ یَفْتَدٖی مِنْ عَذَابِ یَوْمِئِذٍ بِبَنٖیهِۙ ١١
Birbirlerine gösterilirler. Günahkâr kimse ister ki, o günün azabından kurtulmak için oğullarını, karısını, kardeşini, kendisini koruyup barındıran tüm ailesini ve yeryüzünde bulunanların hepsini fidye olarak versin de, kendisini kurtarsın. (11-14)
- 12
وَصَاحِبَتِهٖ وَاَخٖیهِۙ ١٢
Birbirlerine gösterilirler. Günahkâr kimse ister ki, o günün azabından kurtulmak için oğullarını, karısını, kardeşini, kendisini koruyup barındıran tüm ailesini ve yeryüzünde bulunanların hepsini fidye olarak versin de, kendisini kurtarsın. (11-14)
- 13
وَفَصٖیلَتِهِ الَّتٖی تُــْٔوٖیهِۙ ١٣
Birbirlerine gösterilirler. Günahkâr kimse ister ki, o günün azabından kurtulmak için oğullarını, karısını, kardeşini, kendisini koruyup barındıran tüm ailesini ve yeryüzünde bulunanların hepsini fidye olarak versin de, kendisini kurtarsın. (11-14)
- 14
وَمَنْ فِی الْاَرْضِ جَمٖیعًاۙ ثُمَّ یُنْجٖیهِۙ ١٤
Birbirlerine gösterilirler. Günahkâr kimse ister ki, o günün azabından kurtulmak için oğullarını, karısını, kardeşini, kendisini koruyup barındıran tüm ailesini ve yeryüzünde bulunanların hepsini fidye olarak versin de, kendisini kurtarsın. (11-14)
- 15
كَلَّاؕ اِنَّهَا لَظٰىۙ ١٥
Hayır (ne mümkün)! Şüphesiz, cehennem derileri kavurup çıkaran alevli ateştir. (15-16)
- 16
نَزَّاعَةً لِلشَّوٰىۚ ١٦
Hayır (ne mümkün)! Şüphesiz, cehennem derileri kavurup çıkaran alevli ateştir. (15-16)
- 17
تَدْعُوا مَنْ اَدْبَرَ وَتَوَلّٰىۙ ١٧
O, (hakka) arka döneni ve (imandan) yüz çevireni; servet toplayıp yığanı kendine çağırır. (17-18)
- 18
وَجَمَعَ فَاَوْعٰى ١٨
O, (hakka) arka döneni ve (imandan) yüz çevireni; servet toplayıp yığanı kendine çağırır. (17-18)
- 19
اِنَّ الْاِنْسَانَ خُلِقَ هَلُوعًاۙ ١٩
Şüphesiz insan çok hırslı ve sabırsız olarak yaratılmıştır.
- 20
اِذَا مَسَّهُ الشَّرُّ جَزُوعًاۙ ٢٠
Kendisine kötülük dokunduğu zaman sızlanır.
- 21
وَاِذَا مَسَّهُ الْخَیْرُ مَنُوعًاۙ ٢١
Ona bir hayır dokunduğunda da eli sıkıdır.
- 22
اِلَّا الْمُصَلّٖینَۙ ٢٢
Ancak, namaz kılanlar başka.
- 23
اَلَّذٖینَ هُمْ عَلٰى صَلَاتِهِمْ دَٓائِمُونَࣕ ٢٣
Onlar, namazlarına devam eden kimselerdir.
- 24
وَالَّذٖینَ فٖٓی اَمْوَالِهِمْ حَقٌّ مَعْلُومٌۙ ٢٤
Onlar, mallarında; isteyenler ve (isteyemeyip) mahrum kalanlar için belli bir hak bulunan kimselerdir. (24-25)
- 25
لِلسَّٓائِلِ وَالْمَحْرُومِࣕ ٢٥
Onlar, mallarında; isteyenler ve (isteyemeyip) mahrum kalanlar için belli bir hak bulunan kimselerdir. (24-25)
- 26
وَالَّذٖینَ یُصَدِّقُونَ بِیَوْمِ الدّٖینِࣕ ٢٦
Onlar ceza gününü tasdik eden kimselerdir.
- 27
وَالَّذٖینَ هُمْ مِنْ عَذَابِ رَبِّهِمْ مُشْفِقُونَۚ ٢٧
Onlar, Rablerinin azabından korkan kimselerdir.
- 28
اِنَّ عَذَابَ رَبِّهِمْ غَیْرُ مَاْمُونٍۚ ٢٨
Çünkü, Rablerinin azabından emin olunamaz.
- 29
وَالَّذٖینَ هُمْ لِفُرُوجِهِمْ حَافِظُونَۙ ٢٩
Onlar, mahrem yerlerini koruyan kimselerdir.
- 30
اِلَّا عَلٰٓى اَزْوَاجِهِمْ اَوْ مَا مَلَكَتْ اَیْمَانُهُمْ فَاِنَّهُمْ غَیْرُ مَلُومٖینَۚ ٣٠
Ancak eşleri, yahut sahip oldukları cariyeleri başka. Çünkü onlar (eşleri ve cariyeleri ile olan ilişkileri konusunda) kınanmazlar.
- 31
فَمَنِ ابْتَغٰى وَرَٓاءَ ذٰلِكَ فَاُو࣑لٰٓئِكَ هُمُ الْعَادُونَۚ ٣١
Kim bunun ötesini isterse, işte onlar sınırı aşan kimselerdir.
- 32
وَالَّذٖینَ هُمْ لِاَمَانَاتِهِمْ وَعَهْدِهِمْ رَاعُونَࣕ ٣٢
Onlar, emanetlerini ve verdikleri sözü gözeten kimselerdir.
- 33
وَالَّذٖینَ هُمْ بِشَهَادَاتِهِمْ قَٓائِمُونَࣕ ٣٣
Onlar, şahitliklerini dosdoğru yapan kimselerdir.
- 34
وَالَّذٖینَ هُمْ عَلٰى صَلَاتِهِمْ یُحَافِظُونَؕ ٣٤
Onlar namazlarını titizlikle koruyan kimselerdir.
- 35
اُو࣑لٰٓئِكَ فٖی جَنَّاتٍ مُكْرَمُونَؕࣖ ٣٥
İşte onlar cennetlerde ikram göreceklerdir.
- 36
فَمَالِ الَّذٖینَ كَفَرُوا قِبَلَكَ مُهْطِعٖینَۙ ٣٦
Şimdi, inkar edenlere ne oluyor ki, boyunlarını uzatarak (alay etmek için) sağdan soldan gruplar halinde sana doğru koşuyorlar? (36-37)
- 37
عَنِ الْیَمٖینِۙ وَعَنِ الشِّمَالِ عِزٖینَ ٣٧
Şimdi, inkar edenlere ne oluyor ki, boyunlarını uzatarak (alay etmek için) sağdan soldan gruplar halinde sana doğru koşuyorlar? (36-37)
- 38
اَیَطْمَعُ كُلُّ امْرِئٍ مِنْهُمْ اَنْ یُدْخَلَ جَنَّةَ نَعٖیمٍۙ ٣٨
Onlardan her biri Naîm Cennetine sokulacağını mı umuyor?
- 39
كَلَّاؕ اِنَّا خَلَقْنَاهُمْ مِمَّا یَعْلَمُونَ ٣٩
Hayır (ne mümkün)! Şüphesiz biz onları kendilerinin de bildikleri şeyden (meniden) yarattık.
Diğer Sayfalar
Kur'an'ı uygulamada da okuyun
Çevrimdışı indirme, kilit ekranı kontrolleri ve arka planda kesintisiz dinleme için ücretsiz ve reklamsız 3ondokuz uygulamasını indirin.
Uygulamayı İndir