Kur'an-ı Kerim 309. Sayfa
Meryem — 16. cüz. Mushaf sayfasını okuyun, meal ve okunuşuna geçin.
Diyanet mushafının 309. sayfası: Meryem 52-64; 16. cüz. Yukarıdaki okuyucu bu sayfadan açılır; sağa kaydırarak sonraki sayfaya geçin, "Bu sayfayı okudum" ile ilerlemenizi işaretleyin. Sayfadaki sûreler: Meryem Suresi.
Sayfadaki Ayetler ve Meali
Meryem Suresi 52-64. ayetler
- 52
وَنَادَیْنَاهُ مِنْ جَانِبِ الطُّورِ الْاَیْمَنِ وَقَرَّبْنَاهُ نَجِیًّا ٥٢
Ona, Tûr dağının sağ tarafından seslendik ve kendisi ile gizlice konuşmak için kendimize yaklaştırdık.
- 53
وَوَهَبْنَا لَهُ مِنْ رَحْمَتِنَٓا اَخَاهُ هٰرُونَ نَبِیًّا ٥٣
Rahmetimiz sonucu kardeşi Hârûn'u bir nebi olarak kendisine bahşettik.
- 54
وَاذْكُرْ فِی الْكِتَابِ اِسْمٰعٖیلَؗ اِنَّهُ كَانَ صَادِقَ الْوَعْدِ وَكَانَ رَسُولًا نَبِیًّاۚ ٥٤
Kitap'ta İsmail'i de an. Şüphesiz o sözünde duran bir kimse idi. Bir resül, bir nebi idi.
- 55
وَكَانَ یَاْمُرُ اَهْلَهُ بِالصَّلٰوةِ وَالزَّكٰوةِࣕ وَكَانَ عِنْدَ رَبِّهٖ مَرْضِیًّا ٥٥
Ailesine namaz ve zekatı emrederdi. Rabb'inin katında da hoşnutluğa ulaşmıştı.
- 56
وَاذْكُرْ فِی الْكِتَابِ اِدْرٖیسَؗ اِنَّهُ كَانَ صِدّٖیقًا نَبِیًّاࣗ ٥٦
Kitap'ta İdris'i de an. Şüphesiz o doğru sözlü bir kimse, bir nebi idi.
- 57
وَرَفَعْنَاهُ مَكَانًا عَلِیًّا ٥٧
Onu yüce bir makama yükselttik.
- 58
اُو࣑لٰٓئِكَ الَّذٖینَ اَنْعَمَ اللّٰهُ عَلَیْهِمْ مِنَ النَّبِیّٖنَ مِنْ ذُرِّیَّةِ اٰدَمَ وَمِمَّنْ حَمَلْنَا مَعَ نُوحٍؗ وَمِنْ ذُرِّیَّةِ اِبْرٰهٖیمَ وَاِسْرَٓایٖٔلَ وَمِمَّنْ هَدَیْنَا وَاجْتَبَیْنَاؕ اِذَا تُتْلٰى عَلَیْهِمْ اٰیَاتُ الرَّحْمٰنِ خَرُّوا سُجَّدًا وَبُكِیًّا ٥٨
İşte bunlar, Adem'in ve Nûh ile beraber (gemiye) bindirdiklerimizin soyundan, İbrahim'in, Yakub'un ve doğru yola iletip seçtiklerimizin soyundan kendilerine nimet verdiğimiz nebîlerdir. Kendilerine Rahmân'ın âyetleri okunduğu zaman ağlayarak secdeye kapanırlardı.
- 59
فَخَلَفَ مِنْ بَعْدِهِمْ خَلْفٌ اَضَاعُوا الصَّلٰوةَ وَاتَّبَعُوا الشَّهَوَاتِ فَسَوْفَ یَلْقَوْنَ غَیًّاۙ ٥٩
Onlardan sonra, namazı zayi eden, şehvet ve dünyevi tutkularının peşine düşen bir nesil geldi. Onlar bu tutumlarından ötürü büyük bir azaba çarptırılacaklardır.
- 60
اِلَّا مَنْ تَابَ وَاٰمَنَ وَعَمِلَ صَالِحًا فَاُو࣑لٰٓئِكَ یَدْخُلُونَ الْجَنَّةَ وَلَا یُظْلَمُونَ شَیْـًٔاۙ ٦٠
Ancak tövbe edip inanan ve salih amel işleyenler başka. Onlar cennete, Rahmân'ın, kullarına gıyaben vaad ettiği "Adn" cennetlerine girecekler ve hiçbir haksızlığa uğratılmayacaklardır. Şüphesiz onun va'di kesinlikle gerçekleşir. (60-61)
- 61
جَنَّاتِ عَدْنٍࣙ الَّتٖی وَعَدَ الرَّحْمٰنُ عِبَادَهُ بِالْغَیْبِؕ اِنَّهُ كَانَ وَعْدُهُ مَاْتِیًّا ٦١
Ancak tövbe edip inanan ve salih amel işleyenler başka. Onlar cennete, Rahmân'ın, kullarına gıyaben vaad ettiği "Adn" cennetlerine girecekler ve hiçbir haksızlığa uğratılmayacaklardır. Şüphesiz onun va'di kesinlikle gerçekleşir. (60-61)
- 62
لَا یَسْمَعُونَ فٖیهَا لَغْوًا اِلَّا سَلَامًاؕ وَلَهُمْ رِزْقُهُمْ فٖیهَا بُكْرَةً وَعَشِیًّا ٦٢
Orada boş söz işitmezler. Yalnızca (meleklerin) "selam!" (deyişini) işitirler. Orada sabah akşam rızıkları da vardır.
- 63
تِلْكَ الْجَنَّةُ الَّتٖی نُورِثُ مِنْ عِبَادِنَا مَنْ كَانَ تَقِیًّا ٦٣
İşte bu, kullarımızdan Allah'a karşı gelmekten sakınanlara miras kılacağımız cennettir.
- 64
وَمَا نَتَنَزَّلُ اِلَّا بِاَمْرِ رَبِّكَۚ لَهُ مَا بَیْنَ اَیْدٖینَا وَمَا خَلْفَنَا وَمَا بَیْنَ ذٰلِكَۚ وَمَا كَانَ رَبُّكَ نَسِیًّاۚ ٦٤
(Cebrail şöyle dedi:) "Biz ancak Rabbinin" emriyle ineriz. Önümüzdekiler, arkamızdakiler ve bunlar arasındakiler hep O'nundur. Rabbin unutkan değildir."
Diğer Sayfalar
Kur'an'ı uygulamada da okuyun
Çevrimdışı indirme, kilit ekranı kontrolleri ve arka planda kesintisiz dinleme için ücretsiz ve reklamsız 3ondokuz uygulamasını indirin.
Uygulamayı İndir