Kur'an-ı Kerim 583. Sayfa
Nebe' · Nâziât — 30. cüz. Mushaf sayfasını okuyun, meal ve okunuşuna geçin.
Diyanet mushafının 583. sayfası: Nebe' 31-40 · Nâziât 1-14; 30. cüz. Yukarıdaki okuyucu bu sayfadan açılır; sağa kaydırarak sonraki sayfaya geçin, "Bu sayfayı okudum" ile ilerlemenizi işaretleyin. Sayfadaki sûreler: Nebe' Suresi, Nâziât Suresi.
Sayfadaki Ayetler ve Meali
Nebe' Suresi 31-40. ayetler
- 31
اِنَّ لِلْمُتَّقٖینَ مَفَازًاۙ ٣١
Şüphesiz Allah'a karşı gelmekten sakınanlara bir kurtuluş, bahçeler, üzümler, kendileriyle bir yaşta, göğüsleri çıkmış genç kızlar ve dolu dolu kadehler vardır. (31-34)
- 32
حَدَٓائِقَ وَاَعْنَابًاۙ ٣٢
Şüphesiz Allah'a karşı gelmekten sakınanlara bir kurtuluş, bahçeler, üzümler, kendileriyle bir yaşta, göğüsleri çıkmış genç kızlar ve dolu dolu kadehler vardır. (31-34)
- 33
وَكَوَاعِبَ اَتْرَابًاۙ ٣٣
Şüphesiz Allah'a karşı gelmekten sakınanlara bir kurtuluş, bahçeler, üzümler, kendileriyle bir yaşta, göğüsleri çıkmış genç kızlar ve dolu dolu kadehler vardır. (31-34)
- 34
وَكَاْسًا دِهَاقًاؕ ٣٤
Şüphesiz Allah'a karşı gelmekten sakınanlara bir kurtuluş, bahçeler, üzümler, kendileriyle bir yaşta, göğüsleri çıkmış genç kızlar ve dolu dolu kadehler vardır. (31-34)
- 35
لَا یَسْمَعُونَ فٖیهَا لَغْوًا وَلَا كِذَّابًاۚ ٣٥
Orada ne bir boş söz işitirler, ne de bir yalan.
- 36
جَزَٓاءً مِنْ رَبِّكَ عَطَٓاءً حِسَابًاۙ ٣٦
Bunlar kendilerine; Rabbinden, göklerin ve yerin ve ikisi arasındakilerin Rabbinden, Rahmân'dan bir mükafat, yeterli bir ihsan olarak verilmiştir. Onlar, Ruh'un (Cebrail'in) ve meleklerin saf duracakları gün Allah'a hitap edemeyeceklerdir. Sadece Rahmân'ın izin vereceği ve doğru söyleyecek olan kimseler konuşabilecektir. (36-38)
- 37
رَبِّ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ وَمَا بَیْنَهُمَاۙ الرَّحْمٰنِ لَا یَمْلِكُونَ مِنْهُ خِطَابًاۙ ٣٧
Bunlar kendilerine; Rabbinden, göklerin ve yerin ve ikisi arasındakilerin Rabbinden, Rahmân'dan bir mükafat, yeterli bir ihsan olarak verilmiştir. Onlar, Ruh'un (Cebrail'in) ve meleklerin saf duracakları gün Allah'a hitap edemeyeceklerdir. Sadece Rahmân'ın izin vereceği ve doğru söyleyecek olan kimseler konuşabilecektir. (36-38)
- 38
یَوْمَ یَقُومُ الرُّوحُ وَالْمَلٰٓئِكَةُ صَفًّاؕ لَا یَتَكَلَّمُونَ اِلَّا مَنْ اَذِنَ لَهُ الرَّحْمٰنُ وَقَالَ صَوَابًا ٣٨
Bunlar kendilerine; Rabbinden, göklerin ve yerin ve ikisi arasındakilerin Rabbinden, Rahmân'dan bir mükafat, yeterli bir ihsan olarak verilmiştir. Onlar, Ruh'un (Cebrail'in) ve meleklerin saf duracakları gün Allah'a hitap edemeyeceklerdir. Sadece Rahmân'ın izin vereceği ve doğru söyleyecek olan kimseler konuşabilecektir. (36-38)
- 39
ذٰلِكَ الْیَوْمُ الْحَقُّۚ فَمَنْ شَٓاءَ اتَّخَذَ اِلٰى رَبِّهٖ مَاٰبًا ٣٩
İşte bu, hak olan gündür. Artık dileyen kimse Rabbine ulaştıran bir yol tutar.
- 40
اِنَّٓا اَنْذَرْنَاكُمْ عَذَابًا قَرٖیبًاۚ یَوْمَ یَنْظُرُ الْمَرْءُ مَا قَدَّمَتْ یَدَاهُ وَیَقُولُ الْكَافِرُ یَا لَیْتَنٖی كُنْتُ تُرَابًا ٤٠
Şüphesiz biz sizi, kişinin önceden elleriyle yaptıklarına bakacağı ve inkarcının, "Keşke toprak olaydım!" diyeceği günde gerçekleşecek olan yakın bir azaba karşı uyardık.
Nâziât Suresi 1-14. ayetler
- 1
وَالنَّازِعَاتِ غَرْقًاۙ ١
Andolsun (kâfirlerin ruhlarını) şiddetle çekip çıkaranlara,
- 2
وَالنَّاشِطَاتِ نَشْطًاۙ ٢
Andolsun (mü'minlerin ruhlarını) kolaylıkla alanlara,
- 3
وَالسَّابِحَاتِ سَبْحًاۙ ٣
Andolsun yüzüp yüzüp gidenlere,
- 4
فَالسَّابِقَاتِ سَبْقًاۙ ٤
Derken, öne geçenlere,
- 5
فَالْمُدَبِّرَاتِ اَمْرًاۘ ٥
Nihayet işi çekip çevirenlere (ki, mutlaka tekrar diriltileceksiniz).
- 6
یَوْمَ تَرْجُفُ الرَّاجِفَةُۙ ٦
Büyük bir sarsıntının olacağı o günde o sarsıntıyı, peşinden gelen başka bir sarsıntı izleyecektir. (6-7)
- 7
تَتْبَعُهَا الرَّادِفَةُؕ ٧
Büyük bir sarsıntının olacağı o günde o sarsıntıyı, peşinden gelen başka bir sarsıntı izleyecektir. (6-7)
- 8
قُلُوبٌ یَوْمَئِذٍ وَاجِفَةٌۙ ٨
O gün birtakım kalpler (tedirginlik içinde) şiddetle çarpacaktır.
- 9
اَبْصَارُهَا خَاشِعَةٌۘ ٩
Onların gözleri (korku ile) inecektir.
- 10
یَقُولُونَ ءَاِنَّا لَمَرْدُودُونَ فِی الْحَافِرَةِؕ ١٠
Şöyle derler: "Biz gerçekten gerisingeriye eski halimize mi döndürüleceğiz?"
- 11
ءَاِذَا كُنَّا عِظَامًا نَخِرَةًؕ ١١
"Bizler çürümüş kemiklere döndükten sonra mı?"
- 12
قَالُوا تِلْكَ اِذًا كَرَّةٌ خَاسِرَةٌۘ ١٢
"Öyle ise bu hüsran dolu bir dönüştür" dediler.
- 13
فَاِنَّمَا هِیَ زَجْرَةٌ وَاحِدَةٌۙ ١٣
Halbuki o, bir haykırıştan (sûr'un üfürülmesinden) ibarettir.
- 14
فَاِذَا هُمْ بِالسَّاهِرَةِؕ ١٤
Birdenbire kendilerini mahşerde buluverirler.
Diğer Sayfalar
Kur'an'ı uygulamada da okuyun
Çevrimdışı indirme, kilit ekranı kontrolleri ve arka planda kesintisiz dinleme için ücretsiz ve reklamsız 3ondokuz uygulamasını indirin.
Uygulamayı İndir