Kur'an-ı Kerim 331. Sayfa
Enbiyâ — 17. cüz. Mushaf sayfasını okuyun, meal ve okunuşuna geçin.
Diyanet mushafının 331. sayfası: Enbiyâ 102-112; 17. cüz. Yukarıdaki okuyucu bu sayfadan açılır; sağa kaydırarak sonraki sayfaya geçin, "Bu sayfayı okudum" ile ilerlemenizi işaretleyin. Sayfadaki sûreler: Enbiyâ Suresi.
Sayfadaki Ayetler ve Meali
Enbiyâ Suresi 102-112. ayetler
- 102
لَا یَسْمَعُونَ حَسٖیسَهَاۚ وَهُمْ فٖی مَا اشْتَهَتْ اَنْفُسُهُمْ خَالِدُونَۚ ١٠٢
Onlar cehennemin hışıltısını bile duymazlar. Canlarının istediği nimetler içinde ebedi olarak kalırlar.
- 103
لَا یَحْزُنُهُمُ الْفَزَعُ الْاَكْبَرُ وَتَتَلَقّٰیهُمُ الْمَلٰٓئِكَةُؕ هٰذَا یَوْمُكُمُ الَّذٖی كُنْتُمْ تُوعَدُونَ ١٠٣
En büyük korku bile onları tasalandırmaz ve melekler onları, "İşte bu, size vaad edilen (mutlu) gününüzdür" diyerek karşılarlar.
- 104
یَوْمَ نَطْوِی السَّمَٓاءَ كَطَیِّ السِّجِلِّ لِلْكُتُبِؕ كَمَا بَدَاْنَٓا اَوَّلَ خَلْقٍ نُعٖیدُهُؕ وَعْدًا عَلَیْنَاؕ اِنَّا كُنَّا فَاعِلٖینَ ١٠٤
Yazılı kağıt tomarlarının dürülmesi gibi göğü düreceğimiz günü düşün. Başlangıçta ilk yaratmayı nasıl yaptıysak, -üzerimize aldığımız bir vaad olarak- onu yine yapacağız. Biz bunu muhakkak yapacağız.
- 105
وَلَقَدْ كَتَبْنَا فِی الزَّبُورِ مِنْ بَعْدِ الذِّكْرِ اَنَّ الْاَرْضَ یَرِثُهَا عِبَادِیَ الصَّالِحُونَ ١٠٥
Andolsun, Zikir'den (Tevrat'tan) sonra Zebûr'da da, "Yere muhakkak benim iyi kullarım varis olacaktır" diye yazmıştık.
- 106
اِنَّ فٖی هٰذَا لَبَلَاغًا لِقَوْمٍ عَابِدٖینَؕ ١٠٦
Şüphesiz bunda Allah'a kulluk eden bir toplum için yeterli bir mesaj vardır.
- 107
وَمَٓا اَرْسَلْنَاكَ اِلَّا رَحْمَةً لِلْعَالَمٖینَ ١٠٧
(Ey Muhammed!) Seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik.
- 108
قُلْ اِنَّمَا یُوحٰٓى اِلَیَّ اَنَّمَٓا اِلٰهُكُمْ اِلٰهٌ وَاحِدٌۚ فَهَلْ اَنْتُمْ مُسْلِمُونَ ١٠٨
De ki: "Bana ancak, ilahınızın yalnızca bir tek ilah olduğu vahyolunuyor. Artık müslüman oluyor musunuz?"
- 109
فَاِنْ تَوَلَّوْا فَقُلْ اٰذَنْتُكُمْ عَلٰى سَوَٓاءٍؕ وَاِنْ اَدْرٖٓی اَقَرٖیبٌ اَمْ بَعٖیدٌ مَا تُوعَدُونَ ١٠٩
Eğer yüz çevirirlerse, de ki: "(Bana emrolunanı, ayırım yapmadan) size eşit olarak bildirdim. Tehdit edildiğiniz şey yakın mı yoksa uzak mı, bilmiyorum."
- 110
اِنَّهُ یَعْلَمُ الْجَهْرَ مِنَ الْقَوْلِ وَیَعْلَمُ مَا تَكْتُمُونَ ١١٠
"Şüphesiz, Allah sözün açığa vurulanını da bilir, gizlediğinizi de bilir."
- 111
وَاِنْ اَدْرٖی لَعَلَّهُ فِتْنَةٌ لَكُمْ وَمَتَاعٌ اِلٰى حٖینٍ ١١١
"Bilmem! Belki bu (mühlet) sizin için bir imtihan ve bir vakte kadar yararlanmadır."
- 112
قَالَ رَبِّ احْكُمْ بِالْحَقِّؕ وَرَبُّنَا الرَّحْمٰنُ الْمُسْتَعَانُ عَلٰى مَا تَصِفُونَ ١١٢
(Peygamber), "Ey Rabbim! Hak ile hüküm ver. Bizim Rabbimiz, sizin nitelemelerinize karşı yardımı istenecek olan Rahmân'dır" dedi.
Diğer Sayfalar
Kur'an'ı uygulamada da okuyun
Çevrimdışı indirme, kilit ekranı kontrolleri ve arka planda kesintisiz dinleme için ücretsiz ve reklamsız 3ondokuz uygulamasını indirin.
Uygulamayı İndir