Kur'an-ı Kerim 526. Sayfa
Necm — 27. cüz. Mushaf sayfasını okuyun, meal ve okunuşuna geçin.
Diyanet mushafının 526. sayfası: Necm 1-26; 27. cüz. Yukarıdaki okuyucu bu sayfadan açılır; sağa kaydırarak sonraki sayfaya geçin, "Bu sayfayı okudum" ile ilerlemenizi işaretleyin. Sayfadaki sûreler: Necm Suresi.
Sayfadaki Ayetler ve Meali
Necm Suresi 1-26. ayetler
- 1
وَالنَّجْمِ اِذَا هَوٰىۙ ١
Battığı zaman yıldıza andolsun ki, arkadaşınız (Muhammed haktan) sapmadı ve azmadı. (1-2)
- 2
مَا ضَلَّ صَاحِبُكُمْ وَمَا غَوٰىۚ ٢
Battığı zaman yıldıza andolsun ki, arkadaşınız (Muhammed haktan) sapmadı ve azmadı. (1-2)
- 3
وَمَا یَنْطِقُ عَنِ الْهَوٰىؕ ٣
O, nefis arzusu ile konuşmaz.
- 4
اِنْ هُوَ اِلَّا وَحْیٌ یُوحٰىۙ ٤
(Size okuduğu) Kur'an ancak kendisine bildirilen bir vahiydir.
- 5
عَلَّمَهُ شَدٖیدُ الْقُوٰىۙ ٥
(Kur'an'ı) ona, üstün güçlere sahip, muhteşem görünümlü (Cebrail) öğretti. O, en yüksek ufukta bulunuyorken (aslî sûretine girip) doğruldu. (5-7)
- 6
ذُومِرَّةٍؕ فَاسْتَوٰىۙ ٦
(Kur'an'ı) ona, üstün güçlere sahip, muhteşem görünümlü (Cebrail) öğretti. O, en yüksek ufukta bulunuyorken (aslî sûretine girip) doğruldu. (5-7)
- 7
وَهُوَ بِالْاُفُقِ الْاَعْلٰىؕ ٧
(Kur'an'ı) ona, üstün güçlere sahip, muhteşem görünümlü (Cebrail) öğretti. O, en yüksek ufukta bulunuyorken (aslî sûretine girip) doğruldu. (5-7)
- 8
ثُمَّ دَنَا فَتَدَلّٰىۙ ٨
Sonra (ona) yaklaştı derken sarkıp daha da yakın oldu.
- 9
فَكَانَ قَابَ قَوْسَیْنِ اَوْ اَدْنٰىۚ ٩
(Peygambere olan mesafesi) iki yay aralığı kadar, yahut daha az oldu.
- 10
فَاَوْحٰٓى اِلٰى عَبْدِهٖ مَٓا اَوْحٰىؕ ١٠
Böylece Allah kuluna vahyedeceğini vahyetti.
- 11
مَا كَذَبَ الْفُؤَادُ مَا رَاٰى ١١
Kalp, (gözün) gördüğünü yalanlamadı.
- 12
اَفَتُمَارُونَهُ عَلٰى مَا یَرٰى ١٢
(Şimdi siz) gördüğü şey hakkında onunla tartışıyor musunuz?
- 13
وَلَقَدْ رَاٰهُ نَزْلَةً اُخْرٰىۙ ١٣
Andolsun ki, o, Cebrail'i bir başka inişte daha (aslî suretiyle) görmüştü.
- 14
عِنْدَ سِدْرَةِ الْمُنْتَهٰى ١٤
Sidretü'l Müntehâ'nın yanında.
- 15
عِنْدَهَا جَنَّةُ الْمَاْوٰىؕ ١٥
Me'va cenneti onun (Sidre'nin) yanındadır.
- 16
اِذْ یَغْشَى السِّدْرَةَ مَا یَغْشٰىۙ ١٦
O zaman Sidre'yi kaplayan kaplamıştı.
- 17
مَا زَاغَ الْبَصَرُ وَمَا طَغٰى ١٧
Göz (gördüğünden) şaşmadı ve (onu) aşmadı.
- 18
لَقَدْ رَاٰى مِنْ اٰیَاتِ رَبِّهِ الْكُبْرٰى ١٨
Andolsun, o, Rabbinin en büyük alametlerinden bir kısmını gördü.
- 19
اَفَرَاَیْتُمُ اللَّاتَ وَالْعُزّٰىۙ ١٩
Lât ve Uzza'ya ve diğer üçüncüsü Menat'a ne dersiniz? (19-20)
- 20
وَمَنٰوةَ الثَّالِثَةَ الْاُخْرٰى ٢٠
Lât ve Uzza'ya ve diğer üçüncüsü Menat'a ne dersiniz? (19-20)
- 21
اَلَكُمُ الذَّكَرُ وَلَهُ الْاُنْثٰى ٢١
Erkek size de, dişi O'na mı?
- 22
تِلْكَ اِذًا قِسْمَةٌ ضٖیزٰى ٢٢
Öyle ise bu çok insafsızca bir paylaştırmadır.
- 23
اِنْ هِیَ اِلَّٓا اَسْمَٓاءٌ سَمَّیْتُمُوهَٓا اَنْتُمْ وَاٰبَٓاؤُ࣑كُمْ مَٓا اَنْزَلَ اللّٰهُ بِهَا مِنْ سُلْطَانٍؕ اِنْ یَتَّبِعُونَ اِلَّا الظَّنَّ وَمَا تَهْوَى الْاَنْفُسُۚ وَلَقَدْ جَٓاءَهُمْ مِنْ رَبِّهِمُ الْهُدٰىؕ ٢٣
Onlar ancak sizin ve atalarınızın (ilah edindiğiniz şeylere) taktığınız isimlerdir. Allah, onlar hakkında hiçbir delil indirmemiştir. Onlar (putperestler)yalnız zanna ve nefislerin arzusuna tâbi oluyorlar. Andolsun ki, kendilerine, Rableri katından yol gösterici gelmiştir.
- 24
اَمْ لِلْاِنْسَانِ مَا تَمَنّٰىؗ ٢٤
Yoksa insan (kayıtsız şartsız), her temenni ettiği şeye sahip mi olacaktır?
- 25
فَلِلّٰهِ الْاٰخِرَةُ وَالْاُو࣒لٰىࣖ ٢٥
Oysa, Ahiret de dünya da Allah'ındır.
- 26
وَكَمْ مِنْ مَلَكٍ فِی السَّمٰوَاتِ لَا تُغْنٖی شَفَاعَتُهُمْ شَیْـًٔا اِلَّا مِنْ بَعْدِ اَنْ یَاْذَنَ اللّٰهُ لِمَنْ یَشَٓاءُ وَیَرْضٰى ٢٦
Göklerde nice melekler vardır ki onların şefaatleri; ancak Allah'ın izniyle, dilediği ve hoşnut olduğu kimselere yarar sağlar.
Diğer Sayfalar
Kur'an'ı uygulamada da okuyun
Çevrimdışı indirme, kilit ekranı kontrolleri ve arka planda kesintisiz dinleme için ücretsiz ve reklamsız 3ondokuz uygulamasını indirin.
Uygulamayı İndir